Sevilla Gezi Notları: O zaman Flamenko!

Endülüs’ün enn Endülüs şehri ve başkenti Sevilla’ya, Barcelona ve Granada’dan sonra gittik. İlk gittiğimiz İspanya şehri Barcelona olduğu için buradan çok etkilenmiştik. Sonrasında Granada’ya geçtik, Endülüs etkisini burada yeterince gördüğümüzü düşünmüştük, taa ki Sevilla’ya gelene kadar. Sevilla’ya Granada’dan otobüsle geldik ve yol boyunca etrafı izledik. Buraya kadar olan kısım bizi zaten etkilemişti ama otobüsten inip otelimize doğru yürürken Sevilla’nın bize neler göstereceğini az çok tahmin etmeye başlamıştık. Sıcak hava da dahil..

Sevilla; beyaz ve küçük evleri, aşırı lezzetli tapasları, Game of Thrones’dan fırlamış sarayları, içinden geçen nehri, Triana Bölgesi ve en önemlisi Flamenko’suyla -bize göre- Endülüs bölgesinin açık ara ennn güzel şehri.

İspanya’da genel olarak İngilizce konuşan insan sayısı çok az, bunlar da Sevilla’da ve Endülüs Bölgesi’nde yaşamıyorlar maalesef : ) İngilizce konuşmasalar da biz yer yön bulmada, restoranlarda vs. hiç zorluk yaşamadık çünkü insanlar çook sıcakkanlı ve yardımsever. Örneğin, nerede olduğunu bilmediğimiz bir durağı otobüs şoförüne sormuştuk, durağa gelince bize seslenmişti, (burası anlamında) “aqui, aqui” diye.

Şehir oldukça küçük, bu yüzden Sevilla için 2 gün yeterli; yürüyerek çok rahat gezilebilecek bir şehir. Uzak lokasyonlara da otobüsle çok rahat gidebilirsiniz.

Sevilla Gece Manzarası

Endülüs Endülüs diyoruz ama, nedir bu Endülüs?

İspanyolcası ve İngilizcesi Andalucia olan, 5. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında Müslümanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılan, İspanya’nın en güneyinde yer alan özerk bölgedir Endülüs. (Joe Satriani’nin aynı adlı şarkısı: https://www.youtube.com/watch?v=6SCCIXP0nXs)

İspanya’yı bizim için bu kadar heyecanlandırıcı ve özel kılan şeyi sorsanız şüphesiz Endülüs deriz. Günümüzün en modern şehirlerinin de yer aldığı İspanya’da bir zamanlar Müslümanların yaşamış olması ve bu insanlardan kalan eserlerin aynen korunmuş olması bizim çok ilgimizi çekti.

Ne zaman gidilir?

Sevilla’ya ilkbaharda/sonbaharda gidilir, çünkü yazın fazla sıcak. Kışın giderseniz de, şehrin sokaklarında Flamenko yapan dansçılara denk gelmeniz oldukça zor diye düşünüyoruz. Biz Sevilla’ya maalesef Ağustos ayında gittik, ve hava yaklaşık 40 dereceydi. Hava neredeyse hiç nemli değildi, o açıdan iyi gibi ama yine de yazın gitmenizi önermiyoruz. Endülüs Bölgesi’nin ve özellikle Sevilla’nın en büyük problemi –korkanlar için- hamam böcekleri olabilir. Bu durumu lokallere sorduğumuzda şehirde zaten ilaçlama yapıldığını ama bu durumu çözemediklerini anlattılar.

Pahalı mı?

Sevilla çok pahalı bir şehir değil ama çok ucuz bir şehir de diyemeyiz. Ancak tabi ki Barcelona ve Madrid’e göre baya baya ucuz.

Nerde kalmalı?

Sevilla’da konaklama ücretleri, diğer İspanya şehirlerine göre –özellikle Barcelona’ya göre- çok ucuz. Biz merkezde kalmamıza rağmen fiyatlar uygundu. Gitmeden önce booking veya airbnb vs. üzerinden merkezi konumdaki bir yer ayarlarsanız gezilecek yerleri kolayca gezebilirsiniz.

Yaz aylarında gidecekseniz klimalı ve ferah bir yer ayarlamanızı kesinlikle tavsiye ederiz.

Şehre ulaşım ve Şehir içi ulaşım

Sevilla’ya biz Granada’dan -20 Euro’ya- otobüsle geçmiştik ve yolculuk yaklaşık 2,5-3 saat sürmüştü. Diğer Avrupa şehirleri kadar olmasa da İspanya’da raylı ulaşım oldukça yaygın ama ücretler biraz daha yüksek kara yoluna göre. Sevilla’ya, Barcelona veya Madrid’ten de geçmek mümkün ancak 7-8 saat otobüs yolculuğu yapmanız gerekiyor.

Sevilla’da şehir içi ulaşım turist iseniz çok kolay. Hele de şehir merkezinde kalıyorsanız toplu taşıma kullanmak zorunda bile kalmayabilirsiniz. Yine de kullanmak zorunda kalırsanız tek seferlik otobüs bileti en son 1,23 Euro’ydu.

Gezilecek Yerler

1. Plaza de Espana:

Çeviri olarak İspanya meydanı olan Plaza de Espana aslında bir meydandan çok daha fazlası. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz sütunlu koridorlarında her bir şehrin küçük mozaiklerle tasviri ve ismi yer alıyor. Sarayın önünde uzuun bir kanal da var, meydanı gezerken sıcaklarsanız buraya atlayabiliyorsunuz..

Plaza de Espana’ya giriş ücretsiz (oleyy). Yaz aylarında gidecekseniz mutlaka bir yerlerden su alıp gidin.

Plaza de Espana
Plaza de Espana

2. Sevilla Kathedrali ve Giralda Kulesi:

Dünyanın en büyük katedrali, yaklaşık bin yıl boyunca bir bizans kilisesi olan Ayasofya’ymış taa ki Sevilla Katedrali tamamlanana kadar. Şuan dünyanın en büyük gotik katedrali ve dördüncü büyük kilisesi kendisi. Bu katedral aynı zamanda Kristof Kolomb’un mezarını bulundurması nedeniyle özel bir öneme sahip. Katedral cidden çok büyük, iyice gezeyim derseniz 1-2 saatinizi alır siz düşünün ne kadar büyük olduğunu. Yapının bizim için en ilginç kısmı aşağıda:

Giralda Kulesi, Sevilla Katedrali’nin bir zamanlar ezanlar okunan çan kulesidir. Endülüs’ten çekilen emevilerin inşa ettiği bir caminin parçası iken, İspanyollar tarafından bu minaremsi yapı yıkılarak yerine Giralda Kulesi inşa edilmiş. Kristof Kolomb Amerika’yı keşfe Sevilla’dan yola çıktığı için mezarı burada yer alıyormuş. İspanyollar da Kolomb’a çok önem veriyorlar bu arada hemen her yerde heykelleri var. Bir rivayete göre Kolomb kendisini keşfe gönderen Kraliçe Isabella ile anlaşmazlığa düşünce İspanyol topraklarına gömülmek istemediğini belirmiş, bu yüzden tabut toprağa değmeyecek şekilde heykellerin omuzlarına yerleştirilmiştir.

*Küçük detaylar: Yapıda kullanılan küçük işlemeler ve madeni taşlar, İspanyollar’ın işgal ettiği İnka Medeniyeti’nden çalınmış.

3. Torre del Oro:

Emeviler tarafından 13. yüzyılda inşa edilen bir izleme kulesi. Guadalquivir nehrinin hemen kıyısında yer alıyor kule. Kelime anlamı olarak altın kule şeklinde çevirebiliriz. Altın denmesinin nedeni kulenin en üstünde yer alan altın rengi malzemeymiş.

*Güzel haber: Giriş sadece 3 €.
*Daha güzel haber: Pazartesi günleri giriş ücretsiz.

Torre del Oro

4. Santa Cruz Bölgesi:

Yahudi mahallesi olarak da bilinen Santa Cruz, Sevilla Katedrali ve Giralda Kulesi‘nin de bulunduğu bir mahalle. Tapasçıları, renkli-beyaz evleriyle Sevilla’nın en turistik yerlerinden. 2-3 günlük bir Sevilla planınız varsa, bir yarım gününüzü bu sokaklara ayırabilirsiniz. 

Santa Cruz

5. Triana:

Sevilla’da en çok sevdiğimiz bölge diyebiliriz Triana’ya. Gece hayatı en canlı olan, insanların sokaklarda yiyip içip eğlendikleri çok keyifli bir yerdi. Gece hayatı derken yanlış anlaşılmasın; gece hayatından kastımız halkın pub ve bar gibi mekanlarda gece yarısına kadar eğlenmesi. Sokaklar hafta içi bile o kadar canlı ki, en çok buna şaşırdık açıkçası. Diğer Avrupa şehirlerinde bu tarz bir manzarayla karşılaşmamıştık. Bazıları çingene mahallesi dese de aslında burası çingene mahallesi değilmiş, yerlilere sorduğumuzda çingenelerin şehrin dışında yaşadıklarını söylediler. Ayrıca birçok Flamenko mekanı da burada bulunuyor. Sokakta flamenko sanatçılarına denk gelebilirsiniz demişlerdi biz denk gelmedik burada ama nehir kenarında gitar çalan sokak sanatçılarına rastladık. : ) romantiek. : )

Özetle bölgedeki hayat o kadar canlı, evler o kadar rengarenk ki, çingene mahallesi ünvanını aslında hakediyor gibi..

Triana Bölgesi
Triana Bölgesi

6. Metropol Parasol:

Sevilla’nın modern kentsel tasarım harikası olan Metropol Parasol, Alman bir mimarlık ofisi olan J.Mayer H.Architects tarafından tasarlanmış dünyanın en büyük ahşap strüktürü. Biz kilise görmekten artık çok sıkıldığımız için yeni ve ilginç bir yapı göreceğimiz için çok heyecanlanmıştık, nitekim öyle de oldu. Metropol Parasolu ilk gördüğümüzde baya şaşırmıştık çünkü yapı gerçekten devasa, kadrajlara sığmıyor. 🙂 

3 kata ayrılmış bu yapının zemin katında insanlar banklarda oturmuş gazete okuyorlar, vakit geçiriyorlar. Terasa giriş ise ücretli. (4-5 Euro) -1.kattan biletinizi alıp asansörle yukarı çıkıyorsunuz. Teras öyle güzel bir Sevilla manzarası sunuyor ki verdiğiniz paraya kesinlikle değer. Güneşin doğuşunu veya batışını denk getirirseniz de tadından yenmez. 🙂

Metropol Parasol
Metropol Parasol
Metropol Parasol Teras

7. Alcazar de Sevilla:

Granada’daki Alhambra Sarayı’nın Sevilla’daki kardeşidir. Alhambra’dan farklı olarak (Game of thrones’da Martell Hanesi’nin yaşadığı Dorne’da da görülebileceği gibi) her yer çok nizami düzenlenmiş parklar ve bahçelerle dolu. Boş buldukları heeer yere ağaç/bitki dikmişler. Dikemedikleri yerlere de havuz/fışkiye yapmışlar. Bu açıdan çok hoşumuza gitti.

Saray 12. yüzyılda Emeviler tarafından inşa edilmiş, sonrasında İspanyol Kraliyet Ailesi tarafından kullanılmaya devam etmiş. Şimdilerde de turistlerin instagram sayfalarını süslüyor : )

*Güzel haber: Öğrencilere 5 € ve kimlik/kart sormuyorlar, bu İspanyol rahatlığına bayılıyoruz.
*Kötü haber: Yoğun dönemde giderseniz içerisi çok kalabalık olabiliyor.

Real Alcazar
Real Alcazar

8. Sevilla Arenası:

İspanyolların Plaza de Toros de la Real Maestranza dedikleri boğa güreşi arenası. Boğa güreşi hayvan hakları açısından tartışmalı bir konu olsa da biz yine de bahsetmiş olalım. Burası aslında bir nevi müze gibi gezilebiliyor, turla 5-6 Euro ama bizce tura çok da gerek yok gibi. Yapının tarihi 18.yüzyıla dayanıyor ve İspanyolların kültürünü görmek için gitmek gerek diye düşünüyoruz.

*Hem güzel, hem kötü bir haber: burada halen boğa güreşleri yapılmakta.

*Flamenko meselesi:

Flamenko, Endülüs bölgesinin en spesifik ve geleneksel, aynı zamanda oldukça popüler bir kültürü diyebiliriz. (Bizdeki atanamamış örneği: Öykü & Berk – Evlerinin önü boyalı direk : ))

Aslında Flamenko deyince bazılarının aklına sadece müzik, bazılarının aklına da sadece dans geliyor ama gerçekte Flamenko bunların bütününden oluşuyormuş. Sadece müziğini dinlediğimizde bile bizi etkilerken, hem müziğini dinleyip hem dansını izlediğimizde nasıl etkilendiğimizi anlatamayız. 

Plaza de Espana’da Sokak Sanatçıları

Flamenko Müzesi/Museum of Flamenco Dance:

Yazımızın sonlarında bahsedeceğimiz nedenlerden ötürü bizim buraya gitme fırsatımız olmadı maalesef. Eğer zamanınız varsa, Flamenko’ya da meraklıysanız –değilseniz de olacağınıza eminiz :p- burayı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

*Giriş: Gösteri 22 €, müze 10 €, gösteri+müze 26 €. Öğrenciler için ayrıca fiyat sormanız gerekebilir.

Flamenko Show:

Flamenko gösterilerine katılmak istiyorsanız aslında çok fazla seçenek var Sevilla’da. Hemen her kafede broşürlerine rastlayabilirsiniz. Kaldığınız otelin anlaşmalı olduğu mekanlar olabilir, sormanızı tavsiye ederiz. Nerede gitsek diye çok düşünmeye gerek yok çünkü Sevilla Flamenko’nun anavatanı olduğu için kötü bir gösteri izleme ihtimaliniz yok denecek kadar az. Biz Plaza de Espana’da oldukça kalabalık bir sanatçı grubundan oluşan gösteriye denk geldik. Triana’da da denk gelme olasılığınız çok yüksek, gözünüz-kulağınız açık olsun : ) 

*Mekanlardaki fiyatlar çok değişken, yemeklisinden yemeksizine fiyatlar doğal olarak artıp azalıyor. Bizim gördüğümüz kadarıyla 15-50 € arasında değişiyor fiyatlar.

Kendimizi yerel hissettiğimiz anlar 🙂

Yeme İçme:

Sevilla’da kesin deneyimleyin dediğimiz kalamar, patatas bravas denilen tapasları ve şarap.

1. Los Coloniales:

Burası için Sevilla’ya tekrar bile gidilebilir o derece beğendik tapaslarını. Çok samimi bir ortamı var. Porsiyonları da epey doyurucu!

Los Coloniales
Triana’da bir tapas mekanı

Biz İspanya planı yaparken maalesef Sevilla’ya sadece 2 gün ayırdık, çok pişmanız asfdfg Siz 3-4 gün ayırın.. Bol bol tapas yiyip, flamenko izleyiniz. Özetle Sevilla çok keyifli bir gezi yaşattı bize. Bu arada genel bir İspanya turu yapacaksanız İspanyollar’ın şivelerinin şehirden şehre nasıl değiştiğini görmek de güzel bir detay 🙂

Sevgiler, TIME TO GO!

Instagramda takip etmek isterseniz şöyle buyrun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s