Doğu Karadeniz Gezi Rehberi: Çayeli’nden Öteye

Doğu Karadeniz Gezi Notları

Doğu Karadeniz’i gerçekten çooook uzun zamandır görmek istiyorduk ve nihayet başardık.

Şu an bize sorsanız, “seyahatiniz nasıldı?” diye, size anlatacağımız o kadar çok şey var ki aslında. Bunlardan en akılda kalanları kesinlikle “muhlama -mıhlama değilmiş-, karalahana sarması, yaylalar, müthiş bir yeşillik ve doğa, The Mist’ten fırlamışçasına sisler ve bulut denizleri, çok çok çay, Karadeniz şivesi, Artvin’de yediğimiz Gürcü yemekleri ve maalesef tulum sesi”.

Neyse, gelelim işin aslına. Uzun zamandır evde olmanın bunalmışlığıyla birlikte seyahat tarzımız biraz değişti gibi. Şehir gezilerindense, doğaya kaçmak ve kalabalıklardan biraz olsun uzaklaşmak istedik, Doğu Karadeniz de bunun için biçilmiş kaftan oldu.. Tamamlaması genel olarak çok zor ama bir o kadar da etkileyici bir gezi oldu, detayları için aşağıya alalım.. : )

Bu arada, yazı uzun sürecek, arka planda çalsın isterseniz buyrunuz. 🙂

Doğu Karadeniz Gezi Notları
Fotoğraf: Gito Yaylası

Rize&Artvin Gezi Rotası önerisi:

1. gün: Sabah erken saatte İstanbul’dan Rize&Artvin Havaalanı’na geliş. Havaalanından araç kiralayarak Rize’ye varış. Yolun Dibi Kafe‘de kahvaltı (Osmanlı Köprüsü’nün hemen yanında). Zil Kale ve Palovit Şelalesi‘ni gezmek. Zua Kafe‘de bir kahve molası, ardından Kendini Koruyan Mahalle. Konaklar Mahallesi’ndeki Makrevis Konağı’nda konaklama.

2. gün: Huser Yaylası’na gitme girişimi.. Daha sonra Şimşir Ormanı. Yeşil Vadi Restoran‘da öğle yemeği. Moi Coffee‘de tatlı molası. Yine Makrevis Pansiyon‘da akşam yemeği ve konaklama. Bu arada iyi bir 4×4 aracımız olsa Huser Yaylası’na gidebilirdik belki, yoğun yağmurdan dolayı yollar çamurdu ve aracımız çıkamadı.

3. gün: Elevit yaylası. Cancik Pansiyon‘da öğle yemeği veya çay kahve molası. Pokut Yaylası’na gidiş ve Pokut’ta konaklama.

4. gün: Pokut‘ta sabah yürüyüşü ve sonrasında müthiş bir kahvaltı. Öğleden sonra Gito Yaylası‘na geçiş ve Gito‘da konaklama.

5. gün: Erken saatlerde Gito’da yürüyüş, kahvaltı ve Artvin’e geçiş. Artvin Borçka Karagöl’de yürüyüş, Macahel Köyü ve Macahel İremit Pansiyon’da akşam yemeği & konaklama.

6. ve 7.gün: Maçahel İremit Pansiyon’da kahvaltı, Maçahel’den Şavşat yaylalarını gezerek Bazgiret Köyü’ne uğrayıp (mümkünse burada bir gece geçirmek çok iyi olur) sonrasında Yavuzköy seyir terasına gidiş. Laşet Restoran’da öğle yemeği. Şavşat Karagöl‘e varış ve göl üzerinde kayığa binmek. Borçka’ya geri dönüş.

8. gün: Murgul Delikkaya Şelalesi‘ne gidiş. Murgul’dan Hopa’ya sadece Hopa Kristal Pide‘de hunharca pide yemek için gitmek… Rize’ye dönüş yolunda yolu biraz uzatıp Haremtepe Köyü, Çeçeva Villa Çamlık‘ta çay tarlalarında fotoğraf molası, Çayeli Lale Lokantası‘nda yemek, akşam Rize&Artvin havaalanından dönüş.

Bu rotayı uygulamak çok kolay değil, koşturmalı bir plan olduğunun farkındayız. Biz ilk gidişimizde böyle koşturmalı gezip, sonraki gezilerimizde en sevdiğimiz yerlere tekrar tekrar gittik. Çünkü Karadeniz’e her gidişimizde farklı farklı deneyimler ediniyoruz.

Ne zaman gidilir?

Bu konuda birçok fikir var. Biz okuduklarımızı özetleyip Ağustos’ta gitmeye karar vermiştik ama, Rize’de konuştuğumuz herkes, en güzel ayların “Haziran, Eylül ve Ekim” olduğunu söyledi. Sonbaharda doğanın daha renkli, yağmur ve sisin daha az olduğunu yerel halktan duyduk. Nisan ve Mayıs aylarında yaylalardaki karlar erimemiş oluyor. Rize’nin kar manzaraları çok güzel görünse de, yaz aylarında bile yaylalara çıkmak çok zor iken, karlı havalarda nasıl olur siz düşünün ve tercihinizi ona göre yapın deriz. Artvin ise Rize’ye kıyasla çok sıcaktı. Yaylaları bile Rize’nin yaylaları gibi serin değildi. Ancak Artvin’de yağmura denk geldiğimiz de oldu, yağmurluğunuz yine de yanınızda olsun. Çamlıhemşin her zaman yeşil ama Artvin sonbaharda gerçekten müthiş manzaralar sunuyor. Planınızı yaylalara çıkma durumuna göre yapmakta da fayda var, Mayıs sonu Haziran başı gibi yayla mevsimi başlıyor, Eylül sonuna kadar devam ediyor. Ekim ve sonrasında yaylalara çıkmak zorlaşıyor ve çoğu konaklama yeri kapatıyor.

Şunu da belirtmekte fayda var, bölgenin hava durumu çok değişken. Yani ne kadar planlama yaparsanız yapın, Karadeniz’in havasına suyuna pek güven olmazmış…

Çay tarlaları, Çeçeva Köyü

Ne giyilir? Bavula ne koyalım?

Doğu Karadeniz’e yazın gitseniz dahi yanınıza mutlaka ama mutlaka bir kapüşonlu, uzun bir pantolon, yağmurluk ve su geçirmeyen bir ayakkabı alın. Sonra da Timetogo.blog’a dua edin…. Hava genel olarak serin, öğlen biraz sıcak olsa bile hiç bunaltıcı değil. Tam şort üstüne kapüşonlu çekmelik enfes havalara denk geliyorsunuz yazın. Bu açıdan Karadeniz’i gezmek çok güzeldi. ANCAK bir anda yağabilen yağmur ile üstünüz başınız, spor ayakkabılarınız çamur içinde kalabilir. Yağmura dayanıklı bir ayakkabı almak çok önemli. Ayrıca geceleri baya baya soğuk oluyor, yanınıza sıcak tutacak bir şeyler alın demiş miydik?

Doğu Karadeniz’e Ulaşım & Doğu Karadeniz’de Ulaşım:

Doğu Karadeniz’e İstanbul taraflarından ulaşmanın en hızlı yolu, Rize&Artvin havalimanına uçmak. Havaalanından araç kiralayabilir veya özel taksi ile Çamlıhemşin’e gidebilirsiniz.

Toplu taşımayla merkezi yerlere kadar gitmeniz tabi ki mümkün, hatta Çamlıhemşin yaylalarına bile turlarla katılabilirsiniz. Ama bunun özgürlük, konfor ve zaman yönetimi -plaza dili ve edebiyatı için özür dileriz- açısından sizi kısıtlayacağını unutmayın. Araç kiralamak, Doğu Karadeniz gezinizi olabildiğince verimli şekilde gerçekleştirebilmek için yapabileceğiniz en faydalı şey olabilir.

Nasıl bir araç kiralanmalı?

Araç kiralarken, yaptığınız planlamaya göre karar vermeniz çok önemli; yaylalara çıkmayı kafanıza koyduysanız mutlaka 4×4 bir araç kiralayın. Biz, altı biraz yüksek olan ama 4×4 olmayan bir araçla Pokut ve Gito yaylalarına çıkabildik, ama yolun çoğu kısmını saatte 10 km ile gittik. Yayla yollarında sürekli dağa tırmandığınız için, bir yanınız daima uçurum ve yollar genelde ya taş, ya çamur. Dolayısıyla araç konusu burada oldukça önemli! Planınızda bulutların üzerindeki yaylalar yoksa, yüksek bile olmayan sıradan bir araç işinizi fazlasıyla görür. Biz arabayı genellikle şu siteden, geziye çıkmadan önce ayarlıyoruz: tık tık.

*Araçla ilgili önemli not: Çamlıhemşin’de benzin istasyonu yok. En yakın istasyonlar, Ardeşen yolundaki birkaç benzinlik. Dolayısıyla yaylalarda kendi kendinizi mağdur etmek istemiyorsanız deponuzu planınıza göre önceden doldurun.

*Faydalı kısa bilgi: Elevit yaylası, Şimşir Ormanları, Zilkale, Çinçiva/Şenyuva, Çamlıhemşin merkez ve Konaklar Mahallesi gibi yerlere normal bir araçla rahatlıkla gidebilirsiniz.
Elevit dışındaki tüm Çamlıhemşin yaylaları, Palovit Şelalesi, Kendini Koruyan Mahalle gibi yerlere gidecekseniz 4×4 kiralayın.

*Artvin’in yolları Rize’ye göre gayet güzel, normal bir araç fazlasıyla işinizi görecektir. Yine de yaylalar için iyi bir sürücü ile gitmekte fayda var.

Elevit yaylası

Konaklama:

Rize ve Artvin’de gözlemlediğimiz şey: buradaki konaklamaları internet üzerinden pek ayarlayamıyor oluşunuz. Çamlıhemşin bölgesindeki otel ve pansiyonların çoğu için, arayarak rezervasyon yapmanız gerekiyor. Hemen her pansiyonun Instagram sayfası var, işletmeleri oradan da inceleyebilirsiniz.

Biz Rize’de bu zamana kadar Makrevis Pansiyon‘da, Pokut Doğa Konuk Evi‘nde, Gito Konak‘ta, Dudi Konak‘ta, Monor Dağ Evi‘nde, konakladık. En memnun kaldığımız yer Makrevis Konağı oldu: hem Meryem ablanın samimiyeti hem de müthiş yemekleriyle bir pansiyondan çok daha fazlasıydı. Konaklar mahallesindeki en güzel konaklardan biri, Makrevis. Fiyatı, kaldığımız diğer pansiyonlarla aynı olsa da, kahvaltıları ve akşam yemekleri tam bir anne evi sofrasıydı; burada en az 2 kilo almışızdır..

Hemşin’deki Monor Dağ evi de favorilerimizden biri oldu. Hem Makrevis Konağı hem Monor Dağ evi kahvaltı ve akşam yemeği dahil kişi başı fiyat veriyor. Dudi Konak, manzarasına bayıldığımız bir yer oldu, burada akşam yemeği ekstra, fiyatı oda kahvaltı olarak veriyor.

Pokut Doğa Konuk Evi ise o meşhur muhlama peyniri uzarken arka planda Pokut yaylasının göründüğü fotoğrafların çekildiği yer. Genel anlamda memnun kaldık ama internetin hiç çekmediği bir yaylada wifi şifresini vermemelerini tuhaf bulduk. :/ Pokut’a 2021’de tekrar gittiğimizde Eynetap Yayla Evi‘nde kaldık, odamızın manzarası Pokut’un en iyi manzarasıydı, hizmet olarak çok büyük bir beklentimiz yoktu çünkü burası otelden ziyade evine konuk olduğunuz bir yer.

Gito’da Yessi Gito Bungalov‘da kalmayı çok istemiştik ancak bu hiçliğin ortasında tek başına duran sevimli bungalov çok öncesinden dolmuştu… O yüzden birkaç seçenekten biri olan Gito Konak‘ta kaldık. Fiyatlara kahvaltı dahil, akşam yemeği değil. Pansiyonun kahvaltısı ve akşam yemeği ortalamaydı.. Ama yaylalarda çok fazla seçenek yok gibi zaten. Yine de 1 gece kalınabilir.

Yessi Gito Bungalov

Çamlıhemşin merkezde konaklama önerileri: Makrevis Pansiyon, Dudi Konak, Puli Mini Otel

Makrevis’te akşam yemeği

Pokut ve Sal yaylasında konaklama önerileri: Tanevit Dağ Evi, Pokut Inn, Pilunç Yayla Evi, Eynetap Yayla Evi

Gito yaylasında konaklama önerisi: Yessi Gito Bungalov

Amlakit yaylasında konaklama önerisi: Ufuk Pansiyon

Çamlıhemşin’e 30 dk mesafedeki Hemşin’de konaklama önerisi: Monor Dağ Evi

Artvin’de ise ünlü tarihi konak Macahel İremit Pansiyon‘da kaldık. Sevda Hanım’ın Gürcü yemekleri tek kelimeyle müthişti. Konağın manzarası, temizliği ve ikramlarıyla her şey çok güzeldi. Kahvaltı ve akşam yemeği dahil kişi başı fiyat veriyorlar. Artvin’e tekrar gidecek olsak yine burada kalırdık. Hatta burada kalmak için tekrar Artvin’e gidebiliriz.. :p

Macahel İremit Pansiyon’un akşam yemeği

Bizim kalmadığımız ancak çok önerilen bir diğer yer Laşet Motel ve Bungalov. Yalnız merkeze biraz uzak, Şavşat tarafında kalıyor. O bölgeyi gezeceğiniz gün burada konaklayabilirsiniz. Çevreden duyduğumuz ve memnun kalınan diğer bir yer de Bumbulay, instagram sayfalarından ulaşabilirsiniz.

Rize Gezilecek Yerler:

Plan yaparken kolaylık olması adına Rize’yi sizin için 3 bölgeye ayıracağız; Çeçeva Köyü, Çamlıhemşin ve çevresi, yaylalar!

*Haremtepe/Çeçeva Köyü – Villa Çamlık:

Çayeli’nden güneye doğru ilerledikçe, tepelerdeki çay tarlaları gözünüze çarpmaya başlıyor. Eski adıyla Çeçeva, yeni adıyla Haremtepe köyüne yaklaşınca da artık her yerde, gayet nizami bir şekilde oluşturulmuş tarlaları görüyorsunuz. İşte bu “nizami bir şekilde oluşturulmuş çay tarlaları” nın en güzeli, Villa Çamlık‘ta yer alıyor. Bahçeye girmeden önce, aşağıdaki fotoğrafın arka planında yer alan konakta yaşayan aileden izin almak gerekiyor, çünkü burası bir özel mülk.

“Doğadan”, bu tarlaya sponsor olmuş ve bazı kısımlarında markanın tabelalarını görebiliyorsunuz. Bu arada köy son zamanlarda ciddi anlamda turist akınına uğramaya başlamış. Umuyoruz ki bu durum bölgenin ve bu güzel tarlaların doğasına zarar verecek şekilde ilerlemez.

Villa Çamlık’a, Çayeli merkezden yaklaşık yarım saatlik araç yolculuğuyla ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca biz çok sayıda tur da gördük, ulaşım konusunda tercih sizin.

Çamlıhemşin’de Gezilecek Yerler:

1. Çinçiva / Şenyuva Köyü:

Lazca ismi Çinçiva olan Çamlıhemşin merkezden ve Konaklar Mahallesi’nden geçtikten sonra karşınıza çıkan ilginç köy. İlginç çünkü içerisinde müthiş bir yeni nesil kahveci var. Şenyuva Köprüsü’nün hemen dibinde yer alan bu küçük yerleşim yeri aslında şimdilerde tamamen işletmelerden oluşuyor gibi ama bu işletmeler çok samimi olduğu için hiç rahatsız etmiyor.

Çamlıhemşin bölgesinde gideceğiniz birçok yere de buradan geçerek ulaşıyorsunuz aslında. Pokut yaylasına ve Kendini Koruyan Mahalle’ye giden teleferiğe giden yol, Çinçiva’nın hemen ilerisinde.

Çinçiva / Şenyuva Köyü

2. Zil Kale:

Böyle uzaktan yeşillikler arasından görünce bir wow çektiren, filmlerden çıkmış gibi duran bir kale burası. Aslında ismi Zir kaleymiş ve eskiden savunma için inşa edilmiş, şu an Rize’deki en büyük ikinci kale. İçine girmektense uzaktan manzarası daha güzel bizce ama içinden de etrafın manzarası güzel ve görülmeye değer.

Zilkale

3. Palovit Şelalesi:

Zilkale’den sonraki durağımız Palovit Şelalesi oldu; ulaşımı -yaylalara göre- oldukça kolay. Dolayısıyla turisti ve tur şirketi bol bir yer burası. Şelale devasa büyüklükte ve yakından görünce fotoğraflardaki halinden çok daha etkileyici ve güzel görünüyor. Rize’de mutlaka gidilmesi gereken yerlerden.

Palovit Şelalesi

4. Makrevis / Konaklar Mahallesi:

Bu mahalleye bayıldık! Karadenizliler, çok ince detayların olduğu bu harika konakları, zamanında Rusya gibi kuzey ülkelerinde çalışıp kazandıkları paralarla yaptırmışlar. Hamur işi yemekleri de yine oralarda öğrenmiş ve yapmayı sürdürmüşler. Konakların hem içi hem de manzaraları çok güzeldi. Günümüzde arabayla bile çıkması zor olan belki yüz yıllık ahşap konakların içindeyken, bunca yıl bozulmadan nasıl dayandıklarını ve zamanında nasıl emeklerle inşa edildiğini düşünüp hayret ediyorsunuz.

5. Taş Köprü:

Çamlıhemşin merkezden, Şenyuva/Çinçiva köyüne doğru giderken sağınızda kalan tarihi köprü. Durup üstünde yürümeye, altından geçmeye ve bir fotoğraf çekmeye değer. Bu arada Fırtına Deresi üzerinde birçok köprü var, sonra köprüleri karıştırmayın! : )

Taş Köprü

6. Kendini Koruyan Mahalle:

Bu mahalle sadece teleferikle geçilebilen bir yer. Teleferiğin yerden yüksekliği 400 metre olduğu için biz oraya kadar gidip binmeye cesaret edemedik…:( Mahallede birkaç kafe ve konaklayabileceğiniz bungalovlar var. Uzaktan güzel görünüyordu. Sahibine neden teleferik kapalı olanlardan değil diye sorduk, geçen yıllarda modern teleferik yaptıklarını ve kimsenin binmediğini söyledi. 😀 İnsanlar bu halini daha heyecanlı ve güzel buluyorlarmış.

Kendini Koruyan Mahalle

*Yaylalar:

Geldik, Rize’nin olmazsa olmaz yaylalarına! Yaylaların yolları gerçekten kötü ve çoğu yaylaya ulaşabilmeniz için 4×4 araba ve çok iyi bir sürücünüz olması gerekiyor. Bunu kolay kolay söylemeyiz ama araba konusunda kendinize güvenmiyorsanız yaylaları gezmekten vazgeçin, veya turlara katılın. Planınızı yaparken bir günde 2-3 yayla gezerim gibi düşünüyorsanız maalesef bunun mümkün olmadığını göreceksiniz. Yaylalara çıkmak epey vakit alıyor ve virajlı yollar insanı çok yoruyor. Eğer pek vaktiniz yoksa ve sadece bir yaylaya gidecekseniz Pokut‘a gitmenizi öneririz. Bu arada internet çoğu yerde hiç çekmiyor veya çok az çekiyor. Turkcell bir derece daha iyi ama Vodafone ve Türk Telekom neredeyse hiç çekmedi…

Faydalı bilgi: Sabah 10-11 gibi yaylalara sis basmaya başlıyor ve hava kötüyse hiçbir şey göremeyebiliyorsunuz. O yüzden sabah erken gitmenizi ve hatta Pokut, Gito gibi yaylalarda 1 gece konaklamanızı şiddetle öneriyoruz. Bu sayede sabah erkenden kalkıp müthiş manzara eşliğinde, bulutların üzerinde yürüyüş yapabilirsiniz. Yalnız sabah erken saatlerde çimler yağmur yağmış gibi ıslak oluyor, su geçirmez ayakkabı uyarısını tekrar hatırlatalım..

Pokut: Bizim manzara olarak en çok beğendiğimiz yayla Pokut oldu. Kaldığımız günün sabahı şansımıza güneş açtığı için Pokut’tan güzel anılarla döndük, yerlilerini de çok sevdik. Bir daha gidecek olsak yine Pokut’a giderdik. 🙂

Sal: Pokut’tan 10-15 dk yürüme mesafesinde olan bir yayla burası. Pokut’a kadar gitmişken bir uğrayıp Pilunc Çay Evi’nde sütlaç yemenizi öneririz.

Gito: Çamlıhemşin yaylalarından Gito, denizden 2000 mt yükseklikte ve Çamlıhemşin’den arabayla yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Yollar yine çok kötü ama o sabah manzarasına kesinlikle değiyor!

Gito yaylası

Amlakit: Biz maalesef Amlakit’e gidemedik. Diğer yaylalara göre daha az turistik ve çok sakin bir yaylaymış.

Huser: Huser Sis Denizi olarak da bilinen yayla; bulutların üstünde salınan salıncak fotoğraflarıyla ünlü. Ayrıca yolu ennnn zor olan yayla kendisi, biz çıkma girişiminde bulunup hava yağmurlu olunca vazgeçip geri döndük. 4×4 bir arabanız yoksa Huser’e gitmeyi hiç denemeyin bile.. Çünkü gerçekten tehlikeli bir durum. Biz bir dahaki Karadeniz turumuza sakladık Huser’i.. : )

Ayder: Yazmakla yazmamak arasında kaldığımız ismi en çok duyulan yayla.. Ayder, yolumuzun üstünde kaldığı için görmüş bulunduk ama ”burası yayla mı?? nasıl ya?” diye birkaç saniye yaylada olduğumuzun farkına varamadık. Sanıyoruz yolu düzgün ve kolay ulaşılabilir olduğu için yaylalıktan çıkmış. Onlarca beton bina olan, en çok da Arapların ziyaret ettiği az yeşillikli bir yer olmuş.. :/ Durum böyle olunca diğer yaylaların yollarının kötü olmasına şükrettik.:))

Elevit: Burası kendi muhtarlığı olan ve ayrıca ulaşımın diğer yaylalara göre çok çok kolay olduğu yayla. Hem yolu düzgün hem de yayla havasını alabiliyorsunuz. Normal bir arabayla bile gidilebilir. Ağustos’ta dallardan frambuaz toplayıp yemenizi öneriyoruz. 🙂

Elevit yaylası

Samistal: Maalesef bizim gidemediğimiz, ulaşımı bir hayli zor olan, Çamlıhemşin’in en yüksek yaylası. Hem zamanımız kalmadığı için hem de yolunun bizim planımıza çok ters kalmasından dolayı buraya gidemedik. Siz giderseniz bizim yerimize de keyifli vakit geçiriniz.

Hakkında yazılmış Yaşar Kurt şarkısı için şuraya alalım.

Artvin Gezilecek Yerler:

1. Borçka Karagöl:

Artvin’de 2 karagöl var; biri Borçka, biri Şavşat. Bizim daha çok sevdiğimiz Borçka Karagöl oldu. Şavşat da oldukça güzel ancak yolu çok virajlı ve yorucuydu, görsel olarak da çok farklı değiller açıkçası. Borçka Karagöl’de mangal ve piknik yapılabilen alanlar var. Onun haricinde çevresinde yürüyüş yapmak çok keyifliydi. Manzarası ve doğası ise muhteşem. Gözlere şenlik.. Artvin’deki ilk durağınız burası olsun.

2. Maçahel yaylası:

Maçahel –Maçahela– eski adıyla kuyudaki yer demekmiş. Köy bir Gürcü köyü ve geçim kaynağı bal, fındık ve turizm üzerinden sağlanıyormuş. Öyle ki gördüğümüz el sabunları bile ballıydı. 😀 Gürcistan sınırındaki köyde operatörünüz sizi Gürcistan’da sanıp mesajlar yağdırabiliyor.

Not: Bal demişken Artvin’de arıcılık çok yaygın. Arı alerjiniz varsa veya çok korkuyorsanız ona göre gidin deriz.

3. Mençuna Şelalesi&Arhavi Çifte Köprü:

Bizim vaktimizin yetmediği için gidemedik ama fotoğraflarda çok güzel görünüyorlardı. Aklımızda kalmadı değil. Siz vakit bulursanız gidin deriz.

4. Şavşat yaylaları & Şavşat Karagöl:

Şavşat’tan geçerken, hemen yol üstünde yer alan Yavuzköy seyir terası‘nda durup manzaraya bakabilir, Laşet‘te de yemek molası verebilirsiniz. Restoran, dere kenarına kurulmuş ve alabalığıyla ünlü.

Macahel’den Şavşat’a geçerken, dağ yolundan ilerlediğimiz için yolda birçok yayla ve köy gördük, hepsi çok güzeldi. Köylerdeki bozulmamış mimari ve doğa gerçekten çok huzur verici.

Şavşat Karagöl

5. Bazgiret Köyü:

Artvin’e 2024’te tekrar bu defa sonbahar gidip, müthiş manzaralara tanık olduk. Maçahel’den çıkıp Bazgiret Köyü’ne gittik, bu yolda Bob Ross tabloları gibi manzaralar gördük ve anladık ki Artvin kesinlikle sonbaharda bir başka güzelmiş! Bazgiret Köyü’ne gelince, burası eski bir Gürcü köyü, gelenekleri ve köy yaşamı hala devam ediyor. Ahşap Gürcü evleri, doğası ve insanları ile çok güzel bir köydü, yolda gördüğümüz manzaralar da bonusu 🙂

6. Murgul Delikkaya Şelalesi:

Artvin’de farklı bir şelale görelim istedik. Murgul ilçesinde bulunan şelalenin suyu büyük bir kayayı delmiş ve bu görüntü çıkmış ortaya. Diğer ünlü şelalelerin aksine çok az insan vardı ve çevresinde hiçbir tesis vs. yok. Bu kadar bakir ve doğal olması da hoşumuza gitti.

Önemli bilgi: Google Maps bu şelalenin yerini yanlış gösteriyor. Başköy’e vardığınızda yerel halka sormanız daha doğru olacaktır. Ayrıca internet hiç çekmiyordu, buranın çevrimdışı haritasını indirirseniz rahat edersiniz.

Not: Maral Şelalesi, Parkhali Manastırı bizim gidemediğimiz, konumları diğer yerlere ve birbirlerine de uzak olan yerlerdi. Bir daha ki Karadeniz gezimize artık..

*Yeme-içme meselesi:

Muhlama

Doğu Karadeniz’de denenmesi gereken yemekler: etli kuru fasulye, turşu kavurma, hamsili pilav, muhlama, karalahana sarması, laz böreği, sütlaç, mısır ekmeği, Artvin’de bol baharatlı Gürcü yemekleri özellikle Gürcü tavuğu, GDO’suz mısır, Karadeniz pidesi, cağ kebabı (bu konu biraz baklava mevzusuna benziyor, Erzurum ve Artvin arasında müzakereler devam ediyor), tereyağında alabalık, Artvin balı ve hamur işi..

Zua Cafe‘de mürver çiçeğinden yapılan pohpedi gazozu veya lafı hiç dolandırmadan bir americano için. Yaban mersinli muhallebi yemeyi kesinlikle kaçırmayın.

Moi Cafe dere kenarında ambiansını ve tatlılarını çok beğendik, cam kenarında oturup keyif yapma garantili.

Yolun Dibi Kafe‘de kahvaltı edebilirsiniz, özellikle soğanlı omleti çok lezzetli.

Yeşil Vadi Restoran‘da yediğimiz sac kavurmayı beğendik ama porsiyonlarını küçük bulduk.

Çayeli Lale Restoran‘da kuru fasulye pilav-kavurma ve tabii ki sütlaç yedik, her şeyi övüldüğü kadar lezzetli.

Hopa Kristal Pide, Hopa’nın en ünlü pidecilerinden. Bizim yediğimiz en lezzetli pide oldu kendisi. Kavurmalı-kaşarlı ve kuşbaşılı-kaşarlı (kuşkaş:)) önerilir.

Fındıklı’daki Abu Restoran‘ın somonu çok lezzetliydi, kendi üretim tesisi olan samimi ve lokallerin gittiği bir yer burası, biz çok memnun kaldık.

Not: Rize’de ve Artvin’de çok fazla zipline ve rafting yeri gördük, Yol üzerinde siz de hemen her yerde göreceksiniz, biz denemedik ama böyle şeylere meraklıysanız eğlenceli olabilir.

Doğu Karadeniz gezi yazımızın sonuna geldik, umarız ki gezinize bir faydamız dokunmuştur! Yazının genelinde ebeveyn gibi tavsiyeler verdik ama bu tavsiyelerin hiçbir gezide olmadığı kadar faydalı olduğunu da not düşmek isteriz.

Sevgiler, TIME TO GO!

Bizi Instagram’da takip etmek isterseniz şöyle buyrun.

Gezilecek yerlerin haritadaki yerleri:

Yorum bırakın