Barselona Gezi Notları: Gaudi, Katalonya ve Dahası

¡Hola! Barcelona gezi rehberimize hoşgeldiniz! Gaudi’siyle, sokaklarıyla, palmiyeleriyle her bölgesi ayrı güzel olan Barcelona’ya biz sevmenin de ötesinde aşık olduk. Meşhur gridal şehir planlamasından dolayı geniş sokaklarında rahatça yürünebilen, aynı zamanda da çok canlı bir şehir. Katalanlar; Barselona, Girona, Lleida, ve Tarragona’yı Katalonya olarak kabul ettikleri ve bağımsız olmak istedikleri için tabelalarda hem Katalanca hem İspanyolca yazıları göreceksiniz. Katalanlara aman ha siz İspanyol musunuz, Katalanca İspanyolca’ya benziyor falan demeyin. Epey tepkililer bu siyasi konularda. Zaten evlerin cephesinde göreceksiniz ki, geçen senenin referandumunda Evet oyu kullanılmasından ötürü ¡Si! yazıyor. (İspanyollar o kadar çoşkulular ki kelimelerin hem başında hem sonunda ünlem, soru işareti kullanıyorlar ters olarak :D.) Neyse çok siyasete girmeden devam edelim. Madrid mapusları soğuktur şimdi. :p

Bir de uyaralım, Barcelona’ya gitmeden birçok kişi bizi hırsızlık konusunda uyarmıştı. Bizim başımıza bir şey gelmeden Barcelona gezimizi tamamladık ama gözlemlediğimiz kadarıyla şehirde gerçekten çok dilenci ve dolandırıcı var. Bu da bulundukları ekonomik krizin hala süren etkilerini gösteriyor olsa gerek. Dolayısıyla dikkatli gezmekte fayda var.

Biz hem Barcelona’nın kendine özgü havasını ve insanlarını hem de canlı hayatını çok sevdik. Özellikle Vicky, Cristina, Barcelona filmini izlediyseniz şehir gözünüze daha farklı gelecektir. 🙂 Barcelona’da 4-5 gün kalmanızı tavsiye ederiz, çünkü küçük bir şehir değil ve gezilecek çok yer var.

Arka plan şarkısı olarak buyrunuz.

Ne zaman gidilir?

Aslında Barcelona’ya her mevsim gidilebilir. Biz hem yazın hem kışın bulunduk. Baharda ya da yazın giderseniz, Barcelonata’da denize girilir, eğlenceli aktivitelere katılınabilir. Çünkü şehir çok canlı. Kışın veya sonbaharda ise şehir yine çok soğuk olmadığı için rahatça gezebilirsiniz. Sezon olmadığı için otelleri ve biletleri daha ucuza bulabilirsiniz.

Pahalı mı?

Valla ne yalan söyleyelim, pahalı şehir. İspanya’nın para birimi bildiğiniz üzere Euro ancak Barcelona’nın turistik mekanları olsun Gaudi evleri olsun ÇOK pahalı. Yeme-içme konusunda ise; birayı ortalama 3-4 euroya, kahveyi 2 euroya , bir restoranda öğle yemeğini 10-12 Euro’ya yiyebilirsiniz.

Nerde kalmalı?

Barcelona küçük bir şehir olmadığı için merkeze yakın yerlerde kalmanızı öneririz ki yollarda çok vakit kaybetmeyin. Biz ilk gittiğimizde La Sagrada Familia çevresinde airbnb aracılığı ile kalmıştık. Evin linki için buyrunuz. Daha ekonomik olsun hostelde kalayım (çünkü konaklama gerçekten pahalı) derseniz, yine Barri Gotic bölgesi çevresinde birçok hostel var. Önerebileceğimiz bir hostel de Casa Battlo’ya ve diğer turistik yerlere çok yakın olan The Hipstel Paseo de Gracia; temiz ve uygun fiyatlı.

Barcelona şehre ulaşım ve şehir içi ulaşım

Barcelona büyük ve her yeri yürüyerek gezemeyeceğiniz bir şehir ama metro hattı çok gelişmiş ve her yere metroyla gidebiliyorsunuz. Metro ve otobüslerde, tek kullanımlık bilet 2,15 Euro, 10 basımlık ve süre sınırı olmayan bilet 10 Euro olduğu için biz 10 basımlık almayı tercih ettik. Bu 10 basımlık bileti birden fazla kişi de kullanabiliyor, kişi sınırlaması yok. Ünlü müzelere girecekseniz Barcelona Card alınabilir ama geçtiği yerlere tek tek bakmakta ve ona göre bir hesap yapmakta fayda var. Barcelona kart 3 günlük 45 Euro. Bunların haricinde bisiklet kiralamak da güzel bir seçenek ama bisikletleri park ettiğinizde kitleseniz bile çalınma ihtimali varmış.

Havaalanına giden ve havaalanından merkezi bir yerlere gelmek için A1 ve A2 otobüslerini kullanabilirsiniz. Yine metro ve tren de seçenekler arasında ama otobüs daha basit ve aktarmasız bir seçenek.

Gezilecek Yerler

1. Casa Mila:

Nam-ı diğer  La Pedrera, Passeig de Gràcia caddesinde bulunuyor. 1906 – 1910 yılları arasında inşa edilmiş ev, aslında Mila ailesi için yapılmış. 1984 yılında UNESCO Kültür Mirasları arasına alınarak turistik ziyaretlere açılmış. Garip şekilli heykelimsi bacalarla dolu çatısı, avluları, ön cephesi ve hiçbir keskin kenara sahip olmayan, dalgalı formuna bakarken hayretler içinde kalıyorsunuz. Bina Art-nouveau tarzında ve her tarafı inanılmaz bir işçilik içeriyor.

Gaudi evleri çok pahalı olduğu için sadece birine girecekseniz bizce bu Casa Mila olmalı, çünkü Gaudi burayı ustalık eseri olarak tanımlıyor ve sadece teras kısmı bile gerçekten görülmeye değer.

Giriş 22 Euro (öh).

Casa Mila
Casa Mila
Casa Mila

2. Casa Battlo:

Bir başka Gaudi evi olan Casa Battlo (Kasa Bayo diye okunuyor.) yine Gaudi’nin en ünlü ve görülesi evlerinden. Gaudi reyiz yine sanatını konuşturmuş, her tarafını kıvrımlı, gösterişli ve detaylıca tasarlamış. Balkondaki ince sütunlar kemikleri andırdığından eve Kemikler Evi de deniyormuş.

Tam bilet 25, öğrenci 22 Euro. (öhhhh)

Casa Battlo

3. Casa Vicens:

Gaudi her ne kadar buraya çıraklık eserim dese de daha sokağın başından dikkatinizi çekiyor, hayranlıkla bakıyorsunuz. Döneminin estetik anlayışını yıkan ev 2005’te diğer Gaudi evleriyle birlikte UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmış. Kendisi modernizmin Avrupa’daki ilk örneklerinden ve Gaudi’nin doğadan esinlenerek tasarladığı yapılardan sadece biri.

Cuma günleri tüm biletler 8 Euro.

Casa Vicens

4. Park Güell:

İnternetten biletini 7,5 Euro‘ya aldığımız bu park tasarım olarak çok başarılı, sizi en tepeden alıp aşağı doğru yürütürken ne kadar yürümüşsünüz farkına varmıyorsunuz.. Aslında ücretsiz kısmı da var ama en güzel yerlerini ücretli yapmışlar. Hayran hayran gezerken Gaudi’nin taşları bile kıvrımlı koymasına mı şaşıralım, yoksa oturma yerlerinin bile Gaudi örüntüleriyle kaplanmasına mı.. İki küçük bina içine girdiğinizde de içerisinin de yine renkleriyle, kıvrımlarıyla tasarım olduğunu göreceksiniz. Derseniz ki kamusal parka para mı verilir.. İşte bu da Barcelona’nın kötü yanı.

Park Güell
Park Güell

5. La Sagrada Familia:

İnşaatı halen devam eden yapı olarak da bilinen La Sagrada Familia, Barcelona’nın en ünlü ve ikonik yapısı olsa gerek. Yapı daha ilk anda dikkatinizi çekecektir. Bu bazilikayı görmeden anlamak/keşfetmek mümkün değil. Çünkü devasa ve inanılmaz gözüken bir bazilika. Şehrin ortasında kocaman bir heykel gibi. Her işlemesi ve bu kadar detaylı olması çok çılgınca. Şuanda dünya üzerinde hem inşası hem restorasyonu devam eden tek yapıymış ayrıca. Antoni Gaudi, bazilikanın inşasına 1883 yılında başlamış ve 1926 yılında ne bina yaptım ama diye bazilikaya bakarken bir tramvayın altında kalmış. :/

Halkın yardımlarıyla yapımına başlanan inşaat hala bağışlarla sürüyormuş. Bu açıdan çok hoşumuza gitti. Kilisede günde 600 kişi çalışıyor. Bazilikaya tüm şehirden oldukça kolay bir şekilde ulaşabilir, biletlerinizi internetten 17 Euro’ya alabilir ve sıra beklemeden bazilikayı gezebilirsiniz.

La Sagrada Familia
La Sagrada Familia

6. Las Ramblas:

Aslında bu bölgeyi daha doğrusu caddeyi çoğu insan La Rambla olarak biliyor, çünkü cadde o kadar büyük ki kendi içerisinde 5’e ayrılıyor ve La Rambla diye bildiğimiz kısım aslında en güzel bölgesi. Passeig de Gracia’da önce Casa Mila’yı, sonra Casa Batllo’yu gezdiniz. Sonra biraz daha aşağıya yürüyüp Plaça de Catalunya’ya geldiniz. Plaça de Catalunya’dan biraz daha aşağıya yürüyünce önünüzde kalan devasa cadde Las Ramblas.

Caddede birçok ünlü mağaza, hediyelik eşya dükkanları (ki kesinlikle önermiyoruz, heeer şey gereksiz pahalı burada), çeşmeler, bulunuyor. Kısacası İstiklal Caddesi’nin Arap’sız ve ağaçlı versiyonu diyebiliriz.

Las Ramblas’ın aşağısında da meşhur Mercat de la Boqueria (bir nevi kapalı çarşı ama daha modern ve küçük tabi) karşınıza çıkacak.

7. Mercat de la Boqueria:

Biz İspanya’nın mercado/mercat olayını çok sevdik, hemen hemen her markette oturma yerleri var, alışverişinizi yapıp gidebilir ya da oturup bi şeyler yiyip içebilirsiniz. Biz bardaklarda satılan taze tropikal meyvelerden alıp pazarı gezerken elimizde yemeyi tercih ettik. Yalnız, La Rambla’dan pazara girince, hemen girişteki fiyatlarla biraz arkadaki fiyatlar arasında biraz fark var :d ona dikkat edin.

İçerdeki rengarenk meyvelerden, kuruyemişlerden ve deniz ürünlerinden yemenizi tavsiye ederiz, her şey çok taze.

Mercat de la Boqueria
Mercat de la Boqueria

8. Plaça de Katalunya:

Bu meydan şehrin kalbidir diyebiliriz. Hemen her yere ulaşım buradan çook kolay. Yukarıda da dediğimiz gibi, Passeig de Gracia ile Las Ramblas arasında kalıyor. Meydanda güvercinler var, dikkat edin, kuşlar çok yabani olduğu için değişik görüntüler ortaya çıkabiliyor..

9. Plaça Reial:

Genel olarak Avrupa şehirlerinde (ama özellikle İspanya’da) görmeye alışık olduğumuz geniiiş meydanlardan sadece biri. Buraya Barrio Gotic’de gezerken bilmeden yolumuz düştü, çok beğendik. Akşam saatlerinde meydanın ortasındaki çeşmenin yanında durup, dört yanınıza yayılan restoranların canlılığını izlemek keyif verici olabilir. Ancak buradaki mekanlarda oturmanızı önermeyiz, gereksiz pahalı turist kazıklamaca mekanları bize göre.

Bu arada meydan o kadar büyük ki uzaydan görülebiliyormuş.. yerseniz :d

El Món Neix en Cada Besada (The World Begins With Every Kiss) by Joan Fontcuberta

10. Barri Gotic:

Burası en sevdiğimiz bölge sanıyoruz. Barri Gotic konusunda objektif olamayacağız, bu bölge kesinlikle favorimiz. Barcelona’nın en eski semti burası ve sokaklarda gezerken daha önce bahsettiğimiz mistik havayı alıyorsunuz. Bu bölgede en çok dikkatimizi çeken şey, orijinal handmade hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve eski yapılarda gençlerin doldurduğu cafe ve restoranlar oldu. Hediyelik eşyalarınızı kesinlikle bu bölgedeki dükkanlardan almanızı tavsiye ederiz.

Picasso bir dönem burada yaşamış. Dar sokaklar gündüzleri oldukça çekiciyken, akşamları ot ve çiş kokabiliyor..Asmalı Mescit sokakları gece 12’den sonra ot koksaydı bu bölgeyi oraya benzetebilirdik galiba. Not: Tenha gördüğünüz sokaklara akşamları tek girmemenizi tavsiye ederiz.

Barri Gotic
Barri Gotic
Barri Gotic

11. La Barceloneta:

Barceloneta kelime anlamı olarak “küçük barcelona” demekmiş. Barcelona plajını ve arkada kalan mahalleyi kapsayan bölgenin adı aslında La Barceloneta. Barcelona’nın meşhur plajı Platja de La Barceloneta da burada yer alıyor.

Plaja ulaşım çok kolay. Sahil kenarında bi sürü restoran ve cafe var. Barcelonalı arkadaşlarımız bize “Barcelona’da paella yiyip sangria içecekseniz orada yiyin” demişti burayı sorduğumuzda. Yaz aylarında gündüz saatlerinde plaj çok kalabalık oluyormuş. Biz Ağustos sonunda gittiğimizde –hava rüzgarlı ve biraz serin olduğu için- . Sahil kenarındaki uzun yürüyüş yolunda gençler kaykay yapıyor, koşan spor yapan insanlar var. Çok canlı bi ortam yani. Aynısını kış ayları için söyleyemeyeceğiz bu arada, kış aylarında plaj tarafı çok rüzgarlı olduğu için dostlarımız güneşli havalar dışında buraya gelmeyi pek tercih etmiyormuş.

La Barcelonata
La Barcelonata

12. Museum d’ Història de Catalunya/History Muesum of Catalonia:

Katalonların ve Barcelona’nın tarihine meraklıysanız Barceloneta’da yer alan bu müzeye gitmenizi tavsiye ederiz. Barceloneta’ya gelmişken burayı da ziyaret edebilirsiniz. Giriş 4.5 €.

13. Fundacio Joan Miro:

Montjuic bölgesinde yer alan bu müzeyi kesinlikle ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Bina, mimari olarak çok ilgi çekici bi tasarıma sahip. Resme veya Joan Miro’ya merakınız varsa burayı çok seveceğinize eminiz. İçeride Joan Miro’nun en önemli eserlerini de görebilirsiniz.

Giriş: 10 €.

Ulaşım: Plaça de Espana’dan 150 numaralı otobüslerle 15 dakikada gidebilirsiniz. (Plaça de Espana ile ilgili özet bilgi aşağıda.) Bizim tavsiyemiz Plaça de Espana’dan yürüyerek Monjuic’e gidip, Magic Fountain’ı görüp, (istiyorsanız MNAC’e girip) yürüyerek buraya gelmeniz yönünde.

14. Montjuic:

Montjuic aslında birçok atraksiyonun da yer aldığı tepenin adı. Katalanların kısaca MNAC, uzunca Museu Nacional d’Art de Catalunya olarak adlandırdıkları sanat müzesi de burada yer alıyor. Plaça de Espanya’dan, iki yanında 2 kule olan o uzun yoldan yürüyünce buraya varıyorsunuz. Bu yolda yürürken MNAC’i önünüze alıp çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Yolun sonunda, Magic Fountain of Montjuic dedikleri fışkiyeye ulaşıyorsunuz ve MNAC hemen önünüzde kalıyor. Biz zamanımız olmadığı için buraya girmedik, ama meraklısıysanız içeride 11.-18.yüzyıla ait eserler var. Gezmesi uzun zaman alabilir.

Akşamları Magic Fountain dedikleri fışkiyede çeşitli ışıklı gösteriler oluyormuş ama biz göremedik maalesef.

MNAC giriş ücreti: 12 €

Montjuic

15. Picasso Museum:

Fondacion Joan Miro için söylediklerimiz burası için de geçerli. Resme/Picasso’ya merakınız olmasa bile, Picasso’nun zaman içerisinde nasıl değiştiğini görmek için buraya gidilir. Müzenin dışarısı Game of Thrones’tan fırlamış gibi duruyor. İçerdeki eserler kronolojik olarak sıralanmış ve az önce de dediğimiz gibi meşhur Picasso’nun hangi evrelerden geçerek Picasso olduğunu anlamanız için oldukça faydalı olabilir.

Ulaşım: Jaume I metro durağında indikten sonra çok az yürüyeceksiniz.

Giriş: 12 €.

*Bu arada Jaume I’de inince bölgedeki diğer turistik bölgeleri de spontane olarak görebilirsiniz. Zaten adımınızı attığınızda karşınıza müze, katedral vb. çıkıyor. Ama bu bölgede özellikle Picasso Museum’u gezmenizi tavsiye ediyoruz.

16. Camp Nou Stadı ve FC Barcelona Müzesi:

Futbol meraklısıysanız ve Barcelona’ya gidiyorsanız zaten buraya gitmeyi kafanıza koymuş, hatta önceden araştırmışsınızdır diye düşünüyoruz. Biz yine de üstümüze düşeni yapalım, özet bilgi paylaşalım. Biz Barcelona seyahatimizi planlarken zaman kısıtımızdan dolayı burayı plana dahil etmemiştik ama aklımızda da kalmadı değil.

Ulaşım: Plaça de Catalunya’dan L3 metro hattıyla yaklaşık 30 dakika.

Standart tur: 26 Euro.

17. Tibidabo Tepesi:

Barcelona’ya yukarıdan bakabileceğiniz en yüksek tepe burası. Tepede bulunan Sagrat Cor’u ve eğlence parkını ziyaret edebilir, günbatımını buradan izleyebilir, çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

*Sagrat Cor tanıdık geldi mi? : ) Arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla; Paris’in meşhur tepesi olan Montmartre bölgesinde yer alan ve tüm şehre tepeden bakan Sacre Coeur’a cevaben yapılmış bu yapı.

18. Poble Espanyol:

Montjuic Tepesi’nde yer alan ünlü açık hava müzesi olan Poble Espanyol yani İspanya Köyü, İspanya’nın tüm bölgelerini anlatan ve yaşatan kendi başına bir kent. Binalar neredeyse birebir aynı yapılmış. Eğer diğer İspanya şehirlerine gitmeyeceksiniz kesinlikle buraya gidip her bölgenin kendine özgü aktivitelerini, yemek ve diğer kültürel özelliklerini görmelisiniz. Yalnız en az 1-2 saatinizi burada geçirmeniz gerekecek.

Bilet 12 Euro. Ama kesinlikle değer.

Poble Espanyol
Kermes alanı 🙂
Poble Espanyol

19. Fundacio of Mies Van Der Rohe:

Burası mimarların vazgeçilmez gezi noktası. Görülmesi gereken yapıların başında geliyor. Montjuic bölgesinde bulunan Barcelona Pavillion’a ilginiz varsa gidin deriz.

20. Walden7 Apartmanı:

Walden7 Apartmanı yine mimariye ilgiliyseniz ve fazla vaktiniz varsa görülebilecek farklı apartmanlardan. Şehrin biraz dışında. Ricardo Bofill’in tasarımı olan apartman hafta sonları ziyaretçiye kapalı hafta içi içine de girebiliyorsunuz.

Walden7 Apartmanı

Yeme İçme:

Barcelona’da tabi ki denenmesi gereken başlıca şeyler: tapas, sangria ve paella. Tapas dediğimiz şey bizim meze tarzı atıştırmalık küçük yiyecekler. Deniz ürünlüsünden patatas bravasına birrsürü çeşiti var. Sangria ise bir çeşit meyveli kokteyl, biz çok sevmiştik. Ancak İspanyollar sıcak bir yaz gününde iyi gider ama o kadar demişlerdi. Belki de biz abartıyoruz. Paella ise bildiğimiz bulgurun deniz ürünlüsü. Başka malzemelerle olanları da mevcut ama en bilindiği deniz ürünlü olanlar. Bunların dışında tropikal meyveler, kokteyller ve birçok Latin göçmeni ve restoranı bulundurduğu Latin yemekleri de bizim deneyip çok sevdiklerimiz arasında.

1. Restaurant El Ñaño Bellaterra:

La Sagrada Familia’ya yakın olan restoran tapasların aksine porsiyonları epey büyük ve doyurucu. Fiyatları da yemeğe göre uygundu. Kendisi bir Ekvador restoranıymış. Latin yemeklerine ba-yıl-dık.

2. Brunch&Cake:

Bu kafe Barcelona’nın en ünlü ve önünde uzuun kuyruklar barındıran brunch mekanı. Beklemeyi göze alırsanız güzel brunch seçenekleri var ve yemek sunumları çok başarılı.

3. Gasterea:

La Bomba diye bir tapasları var ki menüde yanında ünlem işareti olması boşa değilmiş. Vila de Gracia bölgesinde bulunan bar-restorana kesin uğrayın deriz.

4. Txapela:

Franchise olan tapas mekanı, biz tapaslarını genel anlamda beğendik ancak biraz küçük bulduk. Yine de hızlı bir şeyler atıştırmak için ideal. Bir şubesi Casa Battlo’ya yakın.

5. Barranco Cuina Peruana:

Yine bir Latin Restoranı, bu sefer Peru. Hem iç tasarımı hem yemeklerini çok beğendik. Montjuic’e yakın olan restoranda fiyatlar 7-15 Euro arası ve porsiyonları tüm Latin yemekleri gibi epey doyurucu.:)

6. Las Fritas:

Barrio Gotic’te denediğimiz yine hızlıca bir şeyler yemek için ideal patatesçi. Sadece patates ve değişik sosları var.

Las Fritas

Kısacası biz Barselona’nın köpeği olduk…. İspanya’ya gitmeyi düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeyin. 🙂 Umarız ki yazımızın sizin gezinize de bir faydası dokunur. 🙂

¡Hasta luego!

Sevgilerle! TIME TO GO!

Instagramda takip etmek isterseniz şöyle buyrun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s