Renklerin hiç bitmediği, bir gün soukların kaosunda kaybolurken ertesi gün okyanus kıyısında yürüyebileceğiniz; ardından Atlas Dağları’nı aşıp Sahra’da yıldızların altında uyuyabileceğiniz Fas’ın gezi rehberine hoş geldiniz!
Fas, uzun zamandır görmek istediğimiz ama gitmeden önce hakkında çok farklı yorumlar duyduğumuz ülkelerden biriydi. Bir yanda renkli sokakları, riadları, çinileri, baharatları ve çöl manzaraları; diğer yanda kalabalığı, pazarlık kültürü, dolandırıcılık hikayeleri ve özellikle Marakeş’in kaosu… Açıkçası nasıl bir ülkeyle karşılaşacağımızı biz de tam olarak bilmiyorduk.

Fas’a dair en yaygın önyargılardan biri, gezmesi zor ve yorucu bir ülke olduğu. Bizce bu tamamen yanlış değil. 🙂 Özellikle Marakeş’te daha sokağa adımınızı attığınız anda kendinizi motorların, satıcıların, turistlerin ve sürekli bir yerlere yetişen insanların arasında buluyorsunuz. Haritada dümdüz görünen bir yolun birkaç dakika sonra bir halı dükkanında sona ermesi de oldukça mümkün. Fas, bazı anlarda insanı yoruyor; ama zaten onu ilginç yapan şey de biraz bu kontrol edilemez hali.

Ülkenin bizi en çok şaşırtan tarafı ise her şehirde bambaşka bir Fas görmemiz oldu. Marakeş kalabalık, hareketli ve rengarenkken Essaouira çok daha sakin ve ferah; Fes geçmişte kalmış gibi, Şafşavan ise ülkenin geri kalanından tamamen farklı görünüyordu. Bir de bütün bunların arasına Atlas Dağları ve Sahra eklenince, 10 günlük gezinin içinde birkaç farklı ülke görmüş gibi hissettik.
Fas ve Amazigh Kültürü:
Fas’ı yalnızca Arap kültürü üzerinden düşünmemek gerekiyor. Ülkenin kültürünün önemli bir bölümünü Kuzey Afrika’nın yerli halkı olan Amazighler oluşturuyor. “Berberi” adı daha yaygın bilinse de kendilerini çoğunlukla “özgür insanlar” anlamına gelen Amazigh olarak tanımlıyorlar.
Müzik ve dans Amazigh kültüründe önemli bir yere sahip. Özellikle Atlas Dağları ve çöl bölgesinde bendirler eşliğinde söylenen toplu şarkılara ve danslara sıkça rastlayabilirsiniz. Biz de çöl turu boyunca müziğin yalnızca turistler için hazırlanan bir gösteri değil, birlikte vakit geçirmenin doğal bir parçası olduğunu hissettik.

Bazı geleneksel Amazigh topluluklarında kadınların el sanatları, müzik, kıyafetler ve kültürel sembollerin aktarılmasında oldukça görünür bir yeri bulunuyor. Özellikle halılardaki desenler, takılar ve dövmeler kadınların ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı bir anlatım biçimi olmuş.
Amazighlerin büyük bölümü yüzyıllardır Müslüman. Buna rağmen İslam öncesinden gelen bazı gelenekler, semboller, müzikler ve toplumsal alışkanlıklar kültürün içinde yaşamaya devam ediyor. Fas’ta Arapçanın yanında Amazigh dili de resmi dillerden biri; tabelalarda göreceğiniz farklı semboller ise Tifinagh alfabesine ait.

Fas’ı kusursuz bir seyahat noktası gibi anlatmayacağız. Sevdiğimiz kadar yorulduğumuz, bazı anlarda bunaldığımız da oldu. 🙂 Ancak geriye dönüp baktığımızda; renkleri, mimarisi, yemekleri, coğrafyası ve kendine has kaosuyla şimdiye kadar gördüğümüz en farklı ülkelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Üstelik Türk vatandaşlarına vizesiz.
Fas’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
1- Fas’a gitmeden önce bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri, sokakta size yardım etmek isteyen herkesin bunu yalnızca iyilik olsun diye yapmıyor olabileceği. 🙂 Özellikle Marakeş ve Fes’te “Orası kapalı, gelin size yolu göstereyim” diyerek yanınıza gelenler, sizi götürdükten sonra para istiyorlar. Yolu bilmiyorsanız otelinizi arayıp sorun. Bu kişilere de hayır istemiyorum diye net bir sınır çizin.
2- Medinaların içi gerçekten labirent gibi. Özellikle riadınız ara sokaklardaysa Google Maps bile bir noktadan sonra sizi nereye götüreceğini şaşırabiliyor. İlk gittiğiniz gün riadınızdan sizi medinanın girişinden karşılamalarını isteyin deriz. Havalimanı veya istasyondan taksi ve transfer ayarlamalarını da isteyebilirsiniz; çoğu riad bunu uygun bir ücretle seve seve sağlıyor. Valizlerle medinanın içinde kaybolmaktan çok daha iyi, hem de tren istasyonunda taksiler çok yüksek fiyat çekiyorlar aralarında anlaşmışlar 🙂
3- Fas’ta pazarlık alışverişin bir parçası ama bir süre sonra biraz bunaltıcı olabiliyor. İlk söylenen fiyatlar genellikle çok yüksek olduğu için pazarlığa verilen fiyatın yaklaşık üçte birinden başlayabilirsiniz. Burada en önemlisi, ürüne ne kadar ödemeye hazır olduğunuza en baştan karar vermek ve kendinize bir sınır koymak. Aksi halde kendinizi hiç ihtiyacınız olmayan bir lambayı, sırf pazarlığı kazandığınızı düşündüğünüz için satın alırken bulabilirsiniz. 🙂

4- Souklarda ve küçük işletmelerde nakit ödeme çok yaygın. Bu nedenle yanınızda mutlaka Fas dirhemi bulundurun. Yine de bütün paranızı tek yerde taşımamak ve pazarlık yaparken cüzdanınızdaki paranın tamamını göstermemek iyi olabilir.
5- Sokakta ve souklarda fotoğraf çekerken de biraz dikkatli olmak gerekiyor. Bir esnafı, sokak sanatçısını ya da dükkandaki ürünleri yakından çekmeden önce izin isteyin. Aksi halde fotoğrafı çektikten sonra sizden para isteyenler olabiliyor. Özellikle meydanlardaki gösterilerde ve hayvanlarla fotoğraf çektirirken bunun ücretsiz olmadığını baştan bilmek gerek.
6- Marakeş ve Fes’in medinaları gündüz oldukça hareketli olsa da gece geç saatlerde bazı sokaklar fazlasıyla sakinleşebiliyor. Bizce özellikle yolu bilmiyorsanız çok geç saatlere kalmamak, ana ve aydınlık sokaklardan ayrılmamak daha iyi. Akşam geç döneceğiniz günlerde riadınızdan taksi veya transfer konusunda yardım isteyebilirsiniz.
7- Fas’ı kış aylarında ziyaret edecekseniz gündüz güneşe aldanmayın. Güneş battığı anda hava birden soğuyor ve gündüzle gece arasında ciddi sıcaklık farkı olabiliyor. Bu nedenle katmanlı giyinmek en mantıklısı. Özellikle çöl geceleri tahmin ettiğimizden çok daha soğuktu; kışın gidecekseniz kalın kıyafetlerin yanında termal içlik bile götürebilirsiniz. Fas’ı bizim gibi sadece çölden ibaret sıcak bir ülke sanıyorsanız yanılıyorsunuz, dağlar ve yeşil vadilerin olduğu çok çeşitli bir ülke.
8- Fas’ta turistler için katı bir giyim kuralı yok ancak ülkenin daha muhafazakar bir yapıya sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle medinalarda ve küçük yerleşimlerde omuzları ve dizleri örten, çok dar veya fazla açık olmayan kıyafetler tercih etmek daha rahat hissettirebilir. Kadınların saçlarını kapatması gerekmiyor.
9- Fas’ta nane çayı yalnızca bir içecek değil, misafirperverliğin ve günlük hayatın önemli bir parçası. Riadda, restoranda, dükkanda ve hatta pazarlık sırasında bile önünüze bir bardak nane çayı gelebilir. Çay genellikle yeşil çay, taze nane ve bol miktarda şekerle hazırlanıyor. “Az şekerli” demediğiniz sürece bizim alışık olduğumuzdan çok daha tatlı gelebilir. Çayı küçük bardaklara oldukça yüksekten dökmeleri de hem köpük oluşturmak hem de çayı havalandırıp biraz soğutmak için yapılan geleneksel sunumun bir parçası.

10- Son olarak, Fas’ta Türk olduğunuzu söylediğinizde sohbetin yönü bir anda değişebilir. 🙂 Türkiye’yi seven, Türk dizilerini takip eden, oyuncularımızı bizden daha iyi tanıyan ve dizilerden Türkçe öğrenmiş çok fazla insanla karşılaştık. Birkaç Türkçe kelimeyle başlayan sohbetlerin kısa sürede favori diziler üzerine uzun bir muhabbete dönmesi oldukça mümkün.
Fas’a kaç gün ayıralım?
Fas’a kaç gün ayırmanız gerektiği görmek istediğiniz yerlere göre değişiyor. Yalnızca Marakeş’i gezmek istiyorsanız en az 3 gün yeterli olabilir. Essaouira’yı da rotaya ekleyecekseniz 4–5 gün ayırmanızı öneririz.
Marakeş’ten Merzouga’ya yapılan çöl turu tek başına 2 gece 3 gün sürüyor. Bu turların daha kısaları da var ama bizce en ideali bu. Marakeş, Essaouira ve Sahra Çölü’nü birlikte görmek istiyorsanız en az 7–8 güne ihtiyacınız var. Fes ve Şafşavan’ı da eklediğinizde ise bize göre ideal süre 10–12 gün.
Biz Fas’a 10 gün ayırdık ve Marakeş, Essaouira, Merzouga, Fes ve Şafşavan’ı kapsayan bir rota yaptık. Ana görmek istediğimiz yerleri gördük ancak Fes ve Şafşavan kısmı biraz hızlı oldu. Fas’ta şehirler arasındaki mesafeler düşündüğünüzden uzun olduğu için rotayı yalnızca gezilecek yer sayısına göre planlamayın. Özellikle çöl turu ve kuzeydeki Şafşavan, ulaşımda ciddi zaman alıyor.
10 Günlük Fas Rotamız
Biz Fas’a Kazablanka’dan giriş yaptık ve havalimanından trenle doğrudan Marakeş’e geçtik. Dönüş uçuşumuz da Kazablanka’dan olduğu için rotamızı şu şekilde oluşturduk:
Kazablanka → Marakeş → Essaouira → Marakeş → Merzouga → Fes → Şafşavan → Kazablanka
1-3 Gün Marakeş:
Şehri rahat rahat gezmek, sokaklarında kaybolmak ve alışveriş yapmak istiyorsanız bize göre en az 3 gün gerekli. Biz yavaş tempoda gezmek için 4 gün verdik ama 3 gün de yeterli olurmuş.
4. Gün Marakeş’ten Essaouira’ya:
Marakeş’ten Essaouira’ya Supratours otobüsüyle yaklaşık 3 saatte geçtik. Bilet fiyatı kişi başı yaklaşık 110 MAD’di. Essaouira’da bir gece kaldık.
5. Gün Essaouira’dan Marakeş’e:
Günün bir kısmını Essaouira’da geçirdikten sonra yeniden Supratours otobüsüyle Marakeş’e döndük ve geceyi burada geçirdik.
6-8. Gün: Marakeş’ten Fes’e uzanan Çöl Turu:
Marakeş’ten başlayan ve Fes’te sona eren 2 gece 3 günlük bir çöl turuna katıldık. Turun rotasında Atlas Dağları, Ait Ben Haddou, Ouarzazate ve Merzouga bulunuyordu. Gecelerden birini otelde birini Sahra Çölü’nde çadırda geçirdik ve turun sonunda Fes’e ulaştık. Tur linkini ve tüm detayları yazının devamında paylaşacağız. 🙂

9. Gün:
Sabah erkenden Fes’teki birkaç turistik noktayı gezdikten sonra özel transferle yaklaşık 4 saatte Şafşavan’a geçtik. Şafşavan’a 2–3 saat ayırdık ve çok yeterliydi.
Şafşavan’dan Kazablanka’ya direkt otele geçtik (bu şoför için baya yorucuydu aynı gün içinde Fes-Şafşavan-Kazablanka yapmış olduk) ve ertesi gün dönüş uçuşumuza bindik.
10. Gün:
Kazablanka’dan evimize dönüş yaptık, uçağımız sabah olduğu için Kazablanka’yı gezmedik ama sizin uçuşunuz akşam olursa gezmeye de vakit ayırabilirsiniz.

Fas’a ne zaman gidilir?
Fas’ı ziyaret etmek için en güzel dönemler bize göre ilkbahar ve sonbahar ayları. Özellikle Mart–Mayıs ve Eylül–Kasım arasında hava, şehirleri yürüyerek gezmek ve çöl turu yapmak için daha uygun oluyor. Yaz aylarında ise Marakeş ve Fes’te sıcaklıklar oldukça yükseldiği için medinaları gezmek çok yorucu olur.
Biz Fas’a kış aylarında gittik. Gündüzleri güneş varken hava oldukça güzel (kot ceket havası) olsa da güneş battıktan sonra sıcaklık bir anda düşüyordu. Özellikle Marakeş’te gündüz ince kıyafetlerle gezerken akşam ve sabah saatlerinde mont giymemiz gereken günler oldu. Bu nedenle kışın gidecekseniz katmanlı giyinmenizi öneririz. Yanımda hep elbise götürmüştüm ama o kadar üşüdüm ki içine termal içlik alarak giyebildim.
Çöl tarafında ise gece sıcaklığı şehirlerden çok daha düşük. Gündüz güneşli ve sıcak görünen hava, akşam olduğunda yerini ciddi bir soğuğa bırakıyor. Çadırda konaklayacaksanız kalın montun yanında termal içlik, kalın çorap ve bere bile götürün. (Abarttığımızı düşünebilirsiniz ama çölde gece olunca bize hak vereceksiniz. 🙂)
Özetle sıcak havadan hoşlanmıyorsanız, bizim gibi kış aylarında da Fas’a rahatlıkla gidebilirsiniz. Hem fiyatlar da daha uygun olabiliyor. Yalnız güneşe aldanmayın ve hem ılık gündüzlere hem de oldukça soğuk gecelere hazırlıklı olun.

Fas’ta nerede kalınır?
Fas’ta konaklama denildiğinde akla ilk olarak riadlar geliyor. Riad, genellikle ortasında avlusu bulunan geleneksel Fas evlerine verilen isim. Bu yapıların bir kısmı restore edilerek küçük otellere dönüştürülmüş. Fas’a kadar gelmişken en azından birkaç gece riadda kalmanızı öneririz; çünkü buradaki konaklama seçimi gezinin gerçekten bir parçası oluyor.
Riadların büyük bölümü medinaların (old town) içinde yer alıyor. Bu sayede gezilecek yerlere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz ama küçük bir dezavantajı var: Medinalar tam anlamıyla labirent. Araçlar çoğu riadın kapısına kadar gidemiyor ve Google Maps dar sokaklarda her zaman doğru çalışmıyor. Bu nedenle ilk gün riadınızdan sizi medinanın girişinden karşılamasını veya havalimanından transfer ayarlamasını isteyin deriz. Valizlerle aynı sokaktan dördüncü kez geçmek istemezsiniz. 🙂
Marakeş konaklama önerilerimiz:
Marakeş’e ilk kez gidiyorsanız ve şehrin hareketli tarafının içinde olmak istiyorsanız Medina bölgesinde kalabilirsiniz. Jemaa el-Fnaa Meydanı’na yürüme mesafesinde bir riad seçmek, gezilecek yerlere ulaşım açısından oldukça rahat oluyor.
Yalnız meydanın tam yakınındaki sokaklar gün boyunca kalabalık ve gürültülü olabilir. Biraz daha sakin bir konaklama için medinanın içinde ama ana hareketliliğin birkaç sokak dışında kalan riadlara bakabilirsiniz. Rezervasyon yapmadan önce yorumlarda özellikle konum, gece ulaşımı ve ses yalıtımıyla ilgili yazılanları okumakta fayda var.
Medinanın kaosunun içinde kalmak istemiyorsanız Gueliz tarafını tercih edebilirsiniz. Burası daha modern, araçla ulaşımı kolay ve restoran seçeneği fazla bir bölge. Ancak geleneksel Marakeş havasını kapınızdan çıktığınız anda hissetmek istiyorsanız bizim tercihimiz yine riad olurdu.
1. Astra Damus: Havuzu olmayan Medina içinde, küçük ve butik bir riad. Kahvaltısı iyiydi, Konumu ne çok zor ne de çok kolay orta seviyede diyebiliriz. Biz memnun kaldık. Link için tık tık.
2. Riad Casa Kasbah: Ana cadde üzerinde, Kasbah mahallesinde, kaldığımız ulaşımı en kolay ve güven veren riaddı. Odaları temiz ve güzel restore edilmiş, kahvaltısı da güzeldi. Terasında da güzel bir restoranı var ve dışarıya da açık. (Kasbah Cafe olarak geçiyor.) Link için tık tık.
3. Monriad: Konumu çok merkezi ve ulaşım kolaydı. Ancak odaları ve havuzu fotoğraflarda göründüğünden daha küçüktü. Fiyat-performans oteli diyebiliriz, solo geziyorsanız konumunun kolaylığından dolayı tercih etmek iyi olur. Link için tık tık.
4. Riad Oasis du Desert: Marakeş’te kaldığımız görsel olarak en güzel yer burasıydı, havuzu ve ambiansı çok fotojenik. Çalışanlar çok kibar ve yardımcılardı. Kahvaltısı yeterliydi. Konumu ana yoldan 5 dk labirentlerden yürüyerek ama aşırı karışık değildi. İlk gün bizi taksiden indiğimiz yerden almaya geldiler. Link için tık tık.
Essaoiura konaklama önerimiz:
Essaouira’da uzun zamandır merak ettiğimiz Salut Maroc’ta kaldık. Rengarenk odaları, desenleri ve oldukça cesur dekorasyonuyla klasik bir otelden çok, başlı başına gezilecek bir yer gibi. Bizim Essaouira’da bir gece kalmak istememizin nedenlerinden biri de açıkçası bu oteldi.
Burada konaklamasanız bile otelin terasındaki restorana gelebilirsiniz. Terastan okyanusu ve Essaouira surlarını izlemek oldukça güzel; özellikle gün batımı saatlerini tercih edebilirsiniz. Akşam yemeği için gelecekseniz teras masaları dolabileceği için önceden rezervasyon yaptırmanız iyi olur.
Konaklama linki için tık tık.
Fes konaklama önerimiz:
Fes’te geleneksel atmosferi yaşamak için Fes el-Bali, yani eski medina içinde kalabilirsiniz. Ancak Fas boyunca “Medinalar labirent gibi” dediysek Fes için bunun birkaç katını düşünün. 🙂 Bazı riadların konumu haritada merkezi görünse bile ulaşması oldukça zor olabiliyor.
Bu nedenle medinanın ana girişlerine yakın, yorumlarında ulaşımının kolay olduğu özellikle belirtilen bir riad seçmenizi öneririz. İlk varışınızda otelinizden mutlaka karşılanmayı isteyin. Akşam geç saatte dönecekseniz de riadınıza ulaşımın nasıl olacağını önceden sorun.
Biz Palais Chahd Luxury’de kaldık, otel sahibi bize özel şoför de ayarladı sonraki gün Şafşavan’a gidebilmemiz için. Ana caddede inmemiz gereken yeri mesaj attı ve indiğimiz yerden de bizi almaya geldi. Temiz, yeterli ve güzel bir riaddı zaten sadece gece varıp konakladık.
Palais Chahd Luxury: link için tık tık.
Kazablanka için havaalanına yakın bir otelde kaldık, sadece dinlenmek için kaldığımız bir yerdi beklentimizi karşıladı, hem de havaalanına ücretsiz shuttle servisi vardı. Link için tık tık.
Fas’a Ulaşım:
Türkiye’den Fas’a ulaşmanın en kolay yolu İstanbul’dan direkt uçmak. İstanbul’dan Kazablanka ve Marakeş’e direkt uçuş seçenekleri bulunuyor; ancak sefer günleri ve sıklığı döneme göre değişebiliyor. Pegasus, Sabiha Gökçen’den Kazablanka’ya yaklaşık 5 saatte direkt uçuyor. Türk Hava Yolları ve Royal Air Maroc seçeneklerine de tarihinize göre bakabilirsiniz. İstanbul dışındaki şehirlerden ise genellikle aktarmalı uçmak gerekiyor.
Biz Kazablanka’ya uçtuk ve havalimanından trenle doğrudan Marakeş’e geçtik. Yani Kazablanka’ya uçmanız, gezinize mutlaka burada başlamanız gerektiği anlamına gelmiyor. Havalimanından hiç çıkmadan direkt bağlantısı olan şehir içi trenle önce Casa Voyageurs istasyonuna, oradan da Marakeş trenine geçebilirsiniz.
Rotanızı oluştururken yalnızca Kazablanka uçuşlarına değil; Marakeş ve Tanca havalimanlarına da bakın deriz. Örneğin Marakeş’ten başlayıp kuzeye doğru ilerleyebilir, Şafşavan’ı da görecekseniz dönüş uçuşunuzu Tanca’dan alabilirsiniz. Çoklu şehir bileti ilk bakışta biraz daha pahalı görünse de sizi uzun kara yolu transferlerinden kurtardığı için toplamda daha mantıklı olabilir.
Aktarmalı bir uçuş tercih edecekseniz bilette “self-transfer” yazıp yazmadığına mutlaka dikkat edin. Self-transfer uçuşlarda ilk uçaktan indikten sonra bagajınızı almanız, aktarma yaptığınız ülkeye giriş yapmanız ve sonraki uçuş için yeniden check-in yaparak pasaport ve güvenlik kontrolünden geçmeniz gerekiyor. Bu nedenle aktarma ülkesine giriş için vizeye ihtiyacınız olup olmadığını önceden kontrol etmelisiniz.
Açıkçası biz self-transfer uçuşları pek önermiyoruz. Ayrı alınmış biletlerde ilk uçuşunuz gecikirse ikinci havayolu sizi beklemek veya yeni bir bilet sağlamak zorunda olmayabilir. Ayrıca bagaj almak, terminal değiştirmek ve yeniden kontrolden geçmek için iki saat çoğu zaman yeterli olmaz.

Mümkünse tek rezervasyon altında, aynı havayoluyla veya birbiriyle anlaşmalı iki havayoluyla yapılan ve self-transfer gerektirmeyen uçuşları tercih edin. Bagajınız son varış noktasına kadar gönderiliyor ve havalimanının transit alanından çıkmıyorsanız birçok rotada Schengen vizeniz olmadan aktarma yapabilirsiniz. Ancak transit vize kuralları pasaportunuza, ülkeye ve havalimanına göre değişebildiği için bileti almadan önce mutlaka resmi kaynaklardan kontrol edin.
Self-transfer olmayan aktarmalı uçuşlarda bile uçuşlar arasında en az 2 saat bırakmanızı öneririz. Büyük veya yoğun bir havalimanında aktarma yapacaksanız 2,5–3 saat çok daha rahat olur. Terminal değişikliği, güvenlik sırası veya ilk uçuşta yaşanabilecek küçük bir gecikme nedeniyle tatilinize havalimanında koşarak başlamak istemezsiniz. 🙂
Fas’ta Ulaşım ve Araba Kiralama:
Biz Fas’ta araba kiralamadık. Trafik, park yeri ve uzun şehirler arası yollarla uğraşıp başımız ağrısın istemedik açıkçası. 🙂 Zaten Fas’ta tren ve otobüs sistemi gayet iyi çalışıyor. Toplu taşımayla ulaşamadığınız yerler için de özel transferler ve turlar oldukça yaygın.
Kazablanka Havalimanı’ndan Marakeş’e trenle geçtik. Tren biletlerinizi Fas’ın resmi demiryolu şirketinin ONCF Voyages uygulamasından alabilirsiniz. Uygulama gerçekten tıkır tıkır çalışıyor; seferleri görüntülemek ve bilet satın almak oldukça kolay. Yalnız uygulama Türkiye’deki uygulama mağazalarında görünmeyebiliyor. Böyle bir sorunla karşılaşırsanız telefonunuzun mağaza bölgesini değiştirip yeniden indirmeyi deneyebilirsiniz. Uygulamayı indiremezseniz biletleri ONCF’nin internet sitesinden veya istasyonlardaki gişelerden de alabilirsiniz.
Marakeş ile Essaouira arasında Supratours otobüslerini kullandık. Bu biletleri de ONCF Voyages app’inden almıştık. Yolculuk yaklaşık 3 saat sürdü ve bilet ücreti kişi başı yaklaşık 110 MAD’di. Otobüsler rahat, yolculuk da beklediğimizden daha konforluydu.
Marakeş’ten Merzouga’ya giderken 2 gece 3 günlük ve Fes’te sona eren bir çöl turuna katıldık. Böylece uzun yolları kendimiz kullanmak zorunda kalmadık; Atlas Dağları, Ait Ben Haddou ve Ouarzazate gibi yerleri de yol boyunca görmüş olduk. Tur linki için tık tık. Listenin en başındaki bizim katıldığımız tur, her şeyden memnun kaldık, bir minibüste 12-15 kişi civarıydık. TIMETOGOBLOG5 kodunu kupon kısmına girerseniz %5 de bizden indiriminiz var, GetYourGuide uygulamasında.:)
Çöl turuyla ilgili bize en çok gelen sorulardan biri, “Büyük valizle tura katılabiliyor muyuz?” oldu. Evet, büyük valizinizle de gidebiliyorsunuz. Valizler minibüsün arkasında sizinle birlikte yolculuk ediyor. Turun ilk gecesinde zaten bir otelde konaklıyorsunuz. İkinci gün çöle geçerken ise büyük valizlerinizi çölün giriş noktasındaki araçta bırakıyorsunuz. Tur ekibi sizden yalnızca bir gece ihtiyaç duyacağınız eşyaları küçük bir çantaya koymanızı istiyor ve çöl kampına bu çantayla gidiyorsunuz. Bu yüzden valizinize kolayca ulaşabileceğiniz şekilde önceden küçük bir gecelik çanta hazırlamanız işleri kolaylaştırır.
Fes–Şafşavan ve Şafşavan–Kazablanka arasında ise özel transfer kullandık. Fas’ta özel şoförlü araç ayarlamak oldukça yaygın. Kalacağınız otele veya riada sorarsanız transfer konusunda seve seve yardımcı oluyorlar. Özellikle birkaç kişi seyahat ediyorsanız kişi başı maliyeti de makul olabiliyor.
Şehirlerin içinde çoğu yeri yürüyerek gezebilirsiniz. Yalnız Marakeş ve Fes medinalarının büyük bölümüne araç girmiyor. Riadınız ara sokaklardaysa taksi sizi ancak medinanın girişine kadar bırakabilir. İlk gelişinizde riadınızdan birinin sizi karşılamasını istemek iyi olabilir; çünkü Google Maps medinanın içinde bir noktadan sonra sizinle bağlarını koparabiliyor. 🙂

Kısacası Marakeş, Essaouira, Merzouga, Fes ve Şafşavan’ı kapsayan bu rotada araba kiralamaya hiç ihtiyaç duymadık. Tren, otobüs, çöl turu ve özel transferleri birleştirince ülke içinde oldukça rahat ilerledik. Daha küçük köylere gitmek, çocuklu gezenler veya rotayı tamamen kendi programına göre şekillendirmek isteyenler araba kiralamayı düşünebilir; ancak bizim yaptığımız rota için bize göre hiç şart değil.
Fas pahalı mı?
Fas, Avrupa ülkelerine kıyasla genel olarak uygun fiyatlı ama düşündüğünüz kadar ucuz bir ülke değil. Özellikle Marakeş’teki turistik restoranların, popüler riadların ve çöl turlarının fiyatları Avrupa’ya yaklaşabiliyor. Yerel mekanlarda yemek, tren ve otobüs gibi toplu taşıma seçenekleri ise oldukça uygun.
Souklarda sabit fiyat düzeni olmadığı için alışveriş bütçeniz biraz pazarlık yeteneğinize bağlı. 🙂
İlk söylenen fiyatlar genellikle çok yüksek oluyor; pazarlığa verilen fiyatın yaklaşık üçte birinden başlayabilirsiniz. Ayrıca küçük işletmelerde ve sokaklarda nakit gerektiği için yanınızda Fas dirhemi ve küçük banknotlar bulundurun.
Özel transferler toplu taşımaya göre daha pahalı ancak birkaç kişiyseniz kişi başı maliyet makul hale gelebiliyor. Bütçeyi en çok artıran kalem ise genellikle çöl turu. Fiyatlar kampın standart veya lüks olmasına, turun özel ya da grup halinde yapılmasına ve dahil olan hizmetlere göre ciddi şekilde değişiyor.
Kısacası Fas; yerel yemekler ve toplu taşıma açısından uygun, turistik restoranlar, popüler riadlar, özel transferler ve turlar açısından ise o kadar da ucuz değil. Biraz yerel mekanları tercih eder ve iyi pazarlık yaparsanız bütçeyi rahatlıkla dengeleyebilirsiniz.
Bizim 10 günlük Fas seyahatimiz ne kadar tutttu? Aşağıdaki reels’ta tüm kalemleri tek tek yazdık.
Fas’ta Gezilecek Yerler ve Yapılacak Aktiviteler:
Sonunda bu kısma ulaşabildik, ne çok anlatacak şeyimiz varmış 🙂 Fas’ta gezilecek yerler birbirinden oldukça farklı. Bir gün Marakeş’in kalabalık souklarında pazarlık yaparken birkaç gün sonra Atlas Dağları’nı aşıyor, ardından Sahra’da gün batımını izliyorsunuz. Rotaya Essaouira’nın okyanus kıyısını, Fes’in labirent gibi medinasını ve Şafşavan’ın mavi sokaklarını da ekleyince 10 gün içinde birkaç farklı ülke gezmiş gibi hissedebilirsiniz. O zaman başlayalım!
Biz gezilecek yerleri yaptığımız rotaya göre şu sırayla anlatacağız:
Marakeş’te Gezilecek Yerler:
Marakeş, Fas denildiğinde gözünüzün önüne gelen renklerin, desenlerin, baharatların ve o meşhur kaosun toplandığı şehir. Pembe-kiremit rengi yapıları nedeniyle “Kızıl Şehir” olarak anılıyor. Şehrin eski merkezi Medina surlarla çevrili; gezilecek yerlerin büyük kısmı da bu bölgenin içinde veya yakınında bulunuyor.
Marakeş’i gezmenin en güzel yolu belli başlı tarihi noktaları gördükten sonra soukların içine girip biraz kaybolmak. Zaten kaybolmamak pek mümkün değil. 🙂 Birbirine bağlanan dar sokaklarda halıcılardan baharatçılara, deri çantalardan el yapımı lambalara kadar aradığınız ve aramadığınız her şeyi bulabilirsiniz. Marakeş’te gezilecek yer çok fazla, biz 4 günlük rotamızı aşağıdaki gönderide paylaşıyoruz, direkt kopyala yapıştır yapabilirsiniz.:)
1.Gün: Dar El Bacha Müzesi ve Bacha Coffee, Le Jardin Secret, Ben Youssef Medresesi:
İlk günümüzü tamamen Medina’nın içinde geçirdik. Dar sokaklarda kaybolmayı da programa dahil ederseniz aşağıdaki yerleri rahatlıkla aynı güne sığdırabilirsiniz. 🙂
*Dar El Bacha Müzesi ve Bacha Coffee:
Güne Marakeş’te gördüğümüz en güzel yapılardan biri olan Dar El Bacha ile başladık. 1900’lü yılların başında inşa edilen bu eski saray bugün müze olarak ziyaret ediliyor. Rengarenk çinileri, oyma ahşap tavanları, işlemeli kapıları ve portakal ağaçlarıyla çevrili avlusuyla bize göre Marakeş’te mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Açıkçası sergilerden çok sarayın kendisine bakarak gezdik. 🙂
Sarayın içinde meşhur Bacha Coffee de bulunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen binbir çeşit kahvenin yer aldığı oldukça şık bir kafe burası. Kahve menüsü o kadar uzun ki ne söyleyeceğinize karar vermek, kahveyi içmekten daha zor olabilir. Kahveler yanında krema ve vanilyayla, oldukça güzel bir sunumla servis ediliyor.
Bacha Coffee gerçekten çok popüler; biz yaklaşık 2 saat sıra bekledik. Bu sırada sarayı gezdiğimiz için zaman tamamen boşa gitmedi ama gezimiz bittikten sonra da bir süre beklemek zorunda kaldık. Bu nedenle sabah müzenin açılış saatine yakın gidip erkenden sıraya girmenizi öneririz. İçeri girdikten sonra önce kafeden sıra numaranızı alın, ardından sıranız gelene kadar sarayı gezin. Böylece bekleme süresini en azından müzeyi gezerek değerlendirebilirsiniz.
**Le Jardin Secret:
Dar El Bacha’dan sonra Medina’nın içinde bulunan Le Jardin Secret’a geçtik. Burası, soukların kalabalığı ve motor sesleri arasında kısa bir mola verebileceğiniz geleneksel bir Fas bahçesi. Dışarıdaki kaosun ortasından bir kapıdan girip bir anda sessiz, mandalina ağaçları içinde yeşil bir bahçede buluyorsunuz kendinizi. İçindeki kafenin terasından manzara çok güzel.


***Ben Youssef Medresesi:
Ben Youssef Medresesi, Marakeş’te mimari açıdan en çok görülmesi gereken yapılardan biri. Bir dönem Kuzey Afrika’nın en önemli İslami eğitim merkezlerinden biri olan medresenin avlusu; ahşap işçiliği, çinileri ve alçı süslemeleriyle oldukça etkileyici.
Ne zaman giderseniz gidin kalabalık burası. Yapının yalnızca ana avlusuna bakıp çıkmayın; üst kattaki küçük öğrenci odalarını da gezin.

****Nomad Kafe:
İlk günü Medina’nın içindeki Nomad’ın terasında gün batımını izleyerek tamamladık. Souklara bakan çatı terası, bütün gün kalabalığın içinde yürüdükten sonra soluklanmak için oldukça güzel.
Özellikle gün batımı saatinde teras masaları hızlıca dolduğu için önceden rezervasyon yaptırmanızı öneririz, online rezervasyon yapılabiliyor.
2. Gün: Jardin Majorelle, Les Jardins du Lotus, Koutoubia Camii, La Trattoria
İkinci gün Medina’nın biraz dışına çıktık. Jardin Majorelle, Koutoubia Camii ve Gueliz bölgesini aynı güne yerleştirdik.
*Jardin Majorelle, kobalt mavisi yapıları ve kaktüslerle dolu bahçesiyle medinanın toprak tonlarından tamamen farklı görünüyor. Burası bizce Marakeş’in en güzel yeriydi, içerisi çok huzurlu renkler ve bitkiler muhteşemdi. Bahçenin hemen yanında Yves Saint Laurent Müzesi de bulunuyor.
Burası oldukça popüler olduğu için biletinizi en az bir hafta önceden ve mümkünse sabahın erken saatlerine almanızı öneririz. Yer kalmayabiliyor, içeriye sınırlı sayıda kişi alınıyor. Aynı gün Jardin Majorelle ile Yves Saint Laurent Müzesi’ni birlikte gezebilirsiniz.
Biletinizi şu siteden alıyorsunuz. Combined ticket almak mantıklı oluyor. Jardin Majorelle hariç hiçbir yerin biletini önceden almanız gerekmiyor.
**Les Jardins du Lotus:
Öğle yemeği için Les Jardins du Lotus’a gittik. Yeşilliklerle çevrili avlusu, masaların düzeni ve sunumlarıyla klasik bir Medina restoranından daha şık, biraz daha “fancy” bir yer. Yalnızca yemek yemek için değil, güzel bir ortamda uzun bir öğle molası vermek için de tercih edilebilir. Dar ve harabe gibi bir sokaktan gidiyorsunuz sonra inanılmaz şık görünen bir restorana ulaşıyorsunuz bir anda Paris’e ışınlanmış gibi hissediyorsunuz. Popüler olduğu için gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Online rezervasyon yapılabiliyor.
***Koutoubia Camii:
Yemekten sonra Jemaa el-Fnaa yakınındaki Koutoubia Camii’ni gördük. Minaresi Marakeş’in birçok noktasından görülebilen cami, şehrin simge yapılarından biri. Burayı uzun uzun gezilecek bir duraktan çok, meydana giderken veya şehir içinde yürürken rotaya eklenebilecek bir nokta gibi düşünebilirsiniz.

****La Trattoria:
Akşam yemeği için Gueliz bölgesindeki La Trattoria’ya gittik. Fas yemeklerine kısa bir ara vermek isteyenler için isminden de anlaşılabileceği gibi oldukça şık bir İtalyan restoranı. Havuzlu iç avlusu ve loş ortamıyla klasik bir akşam yemeğinden biraz daha özel hissettiriyor.
Restoran Medina’nın dışında, Gueliz bölgesinde bulunuyor. Biz buraya riadımızın ayarladığı taksiyle gittik. Dönüş için de restorandan taksi çağırmalarını isteyebilirsiniz. Online rezervasyon yapılabildiği için özellikle akşam yemeği için yerinizi önceden ayırtmanızı öneririz.
3. Gün: Saraylar ve Jemaa el-Fnaa:
*Bahia Sarayı:
Geniş avluları, renkli çinileri ve detaylı tavan süslemeleriyle Marakeş’in en bilinen yapılarından biri. Sarayın odalarının büyük kısmı boş olduğu için burayı gezerken asıl dikkat çeken şey mobilyalardan çok mimari detaylar oluyor.
Oldukça popüler olduğu için mümkünse açılış saatine yakın gitmenizi öneririz. Kalabalık arttığında avluların ve dar geçişlerin tadını çıkarmak biraz zorlaşıyor.
**El Badi Sarayı:
Bahia Sarayı’nın süslü halinin aksine bugün büyük ölçüde harabe durumda. Zamanında oldukça gösterişli olan saraydan geriye geniş avlular, kalın duvarlar ve yer altı bölümleri kalmış.
Burayı yalnızca süslü Fas mimarisi görmek için değil, şehrin tarihini biraz daha anlamak ve yukarıdan Marakeş manzarasına bakmak için düşünebilirsiniz. Bahia Sarayı’na yakın olduğu için ikisini aynı güne koyduk.

***Le Jardin:
Öğle yemeği için Medina’nın içinde bulunan Le Jardin’a gittik. Yeşillikler içindeki avlusu sayesinde soukların kalabalığından bir anda uzaklaşmış gibi hissediyorsunuz. Gün boyu yürüdükten sonra gölgede oturup biraz dinlenmek için oldukça güzel bir durak. Fiyatları da normal.
****Jemaa el-Fnaa Meydanı:
Akşamüstü Jemaa el-Fnaa Meydanı’na geçtik. Meydanı özellikle hava kararmaya yakın görmenizi öneririz; çünkü gündüz nispeten sakin olan alan, akşam yemek tezgahlarının kurulmasıyla tamamen başka bir hale geliyor.
Meydan kalabalık, gürültülü ve zaman zaman yorucu ama Marakeş’in nasıl bir yer olduğunu anlamak için mutlaka görülmesi gerekiyor. Fotoğraf çekerken dikkatli olun; gösteri yapanlar veya kadraja giren kişiler sizden para isteyebilir.

*****DarDar Rooftop:
3.günün akşam yemeğini DarDar Rooftop’ta yedik. Terası, şehir manzarası ve gün batımı gerçekten çok güzel. Yemeklerin hepsi çok lezzetliydi; ilerleyen saatlerde müzikle birlikte ortam daha hareketli ve eğlenceli bir hale geldi. Ayrıca burası bir riad ve konaklamak da mümkün ama konaklama fiyatları yüksek ve yer bulmak zor.
Burası yalnızca manzarası güzel ama yemekleri vasat kalan teraslardan değil; biz hem yemeklerden hem de ortamdan oldukça memnun kaldık. Özellikle gün batımına yakın gitmek istiyorsanız önceden online rezervasyon yaptırmanızı öneririz.
4. Gün: Alışveriş ve Atay Cafe
Marakeş’teki dördüncü günümüzü tamamen souklara ve alışverişe ayırdık. Özellikle alışveriş yapmayı seviyorsanız soukları gezilecek yerlerin arasına sıkıştırmak yerine bizim gibi ayrı bir gün ayırmanızı öneririz. Çünkü bir dükkana girip ürünlere bakmak, fiyat sormak ve pazarlık yapmak düşündüğünüzden çok daha fazla zaman alıyor. Zamanınız az ise de dert değil 3 günde de çoğu yere giderken zaten soukların içinden ister istemez geçiyorsunuz.

*Souk Semmarine:
Güne Marakeş’in en büyük ve hareketli pazarlarından biri olan Souk Semmarine ile başladık. Burada halılardan deri çantalara, seramiklerden lambalara ve geleneksel kıyafetlere kadar neredeyse her şeyi bulabilirsiniz.
Souk Semmarine tek bir kapalı çarşı gibi değil; birbirine bağlanan dar sokaklardan ve farklı bölümlerden oluşuyor. Bu nedenle belirli bir rota izlemeye çalışmak yerine biraz kaybolmayı göze alarak gezmek en güzeli. Zaten bir noktadan sonra Google Maps de size pek yardımcı olamıyor. 🙂
İlk gördüğünüz ürünü hemen almayın deriz. Aynı veya çok benzer ürünleri birkaç sokak sonra farklı bir fiyatla görebilirsiniz. Önce biraz dolaşıp fiyatları öğrenmek, sonra gerçekten istediğiniz ürünler için pazarlığa başlamak daha mantıklı.
**Spice Souk:
Souk Semmarine’den sonra baharatların, bitkisel yağların, sabunların ve farklı bakım ürünlerinin satıldığı Spice Souk tarafına geçtik. Rengarenk baharatların büyük sepetler içinde sergilendiği dükkanlar, Marakeş’te görmeyi beklediğiniz o klasik pazar görüntüsünün tam karşılığı.
Argan yağı, baharat veya kozmetik ürün alacaksanız içeriğini ve kalitesini sormadan yalnızca ambalajına göre karar vermeyin. Özellikle argan yağı adı altında birbirinden çok farklı ürünler satılabiliyor. Fiyatlar burada da sabit değil; alışveriş yapacaksanız pazarlık etmeniz gerekiyor.

***Atay Cafe’de Mola:
Bütün gün souklarda yürüyüp pazarlık yaptıktan sonra Atay Cafe’nin terasında mola verdik. Medina’nın çatılarına ve uzaktan Atlas Dağları’na bakan terası, alışveriş kalabalığından biraz uzaklaşmak için oldukça güzel.
Buraya uzun bir öğle yemeğinden çok, çay veya kahve içip dinlenmek için gelebilirsiniz.
Bu günü özellikle yavaş tuttuk. Bir müzeden diğerine yetişmeye çalışmadan, soukların içinde dolaştık, alışveriş yaptık ve beğendiğimiz yerlerde oturduk. Bize göre Marakeş’e 4 gün ayırmanın en güzel tarafı da buydu; şehri yalnızca gezilecek yerleri işaretleyerek değil, biraz da kendi temposunda yaşayabildik.
Essaouira’da Gezilecek Yerler:
Marakeş’in kalabalığı, motor sesleri ve soukların bitmeyen pazarlıkları sonrasında Essaouira bize gerçekten nefes aldırdı. Beyaz-mavi evleri, okyanustan gelen rüzgarı, surları ve daha sakin sokaklarıyla Marakeş’ten tamamen farklı Portekiz esintili bir Fas görüyorsunuz burada.
Essaouira küçük ve yürüyerek kolayca gezilebilen bir şehir. Marakeş’ten sabah erken gelip akşam dönerek günübirlik de gezebilirsiniz. Ancak biz okyanus kıyısında gün batımını izlemeyi ve uzun zamandır merak ettiğimiz Salut Maroc’ta kalmayı çok istediğimiz için burada bir gece konakladık.
İyi ki de kalmışız; günübirlik turlar döndükten sonra şehir belirgin şekilde sakinleşiyor. Marakeş’in kalabalığı ve soukların kaosundan sonra Essaouira’nın okyanus havası, beyaz-mavi sokakları ve daha yavaş temposu bize oldukça iyi geldi. Buraya yalnızca gezilecek yerleri görmek için değil, biraz durmak ve Fas’ın bambaşka bir tarafını görmek için de gelebilirsiniz.
Vaktiniz kısıtlıysa Essaouira’ya bir gün yeterli. Ancak gün batımını izlemek, akşam sokaklarında dolaşmak ve şehri daha sakin haliyle görmek istiyorsanız bizim gibi bir gece kalmanızı öneririz. Özellikle konaklamayı da gezinin bir parçası olarak görüyorsanız Salut Maroc, rengarenk odaları ve Fas tasarımını cesurca kullanan dekorasyonuyla başlı başına buraya gelme nedenlerinden biri olabilir. Burada konaklamayacaksanız bile terasından gün batımını izlemeye restoranına gelebilirsiniz.
Burası aynı zamanda rüzgarı ve dalgaları sayesinde Fas’ın önemli sörf ve rüzgar sörfü noktalarından biri. Şehirde ekipman kiralayabileceğiniz ve ders alabileceğiniz sörf okulları bulunuyor. Sörf yapmasanız bile uzun sahilinde yürüyebilir veya okyanus kenarında gün batımını izleyebilirsiniz. Gün batımında at sürmek de yaygın bir aktivite, hem sörf hem at binme için turları GetYourGuide üzerinden inceleyebilirsiniz. TIMETOGOBLOG5 kodu ile %5 indiriminiz olduğunu da hatırlatmış olalım 🙂

Essaouira’da görülmesi gereken yerlerin başında şehri çevreleyen tarihi surlar geliyor. Özellikle surların okyanusa bakan kısmında yürüyebilir, eski topların bulunduğu noktalardan Atlantik’i ve şehri izleyebilirsiniz. Burası gün batımına doğru çok güzel oluyor.
Şehrin bir diğer hareketli noktası Essaouira Limanı. Mavi balıkçı tekneleri, ağlarını düzenleyen balıkçılar ve tezgahlardaki günlük deniz ürünleriyle şehrin en canlı bölgelerinden biri. Limanın fena bir balık kokusu olduğunu da baştan söyleyelim. 🙂

Cafe l’esprit ve Restaurant Berber Essaouira’daki favori mekanlarımız oldu.
Marakeş’ten Fes’e 2 Gece 3 Günlük Çöl Turu:
Essaouira’dan Marakeş’e döndükten sonra, Marakeş’ten başlayıp Fes’te sona eren 2 gece 3 günlük Merzouga çöl turuna katıldık. Turun Marakeş’e geri dönmeyip Fes’te bitmesi bizim rota açısından çok avantajlı oldu. Böylece hem Sahra’yı gördük hem de Fes’e ulaşımı ayrıca planlamak zorunda kalmadık.
Çöl turuna başlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: Merzouga, Marakeş’e hiç yakın değil. 🙂 Yolculuğun önemli bir kısmı minibüste geçiyor ve özellikle son gün oldukça uzun. Ancak Atlas Dağları, Ait Ben Haddou, Ouarzazate ve farklı Berberi köylerinde durulduğu için yol yalnızca bir transfer gibi geçmiyor.
1.Gün: Atlas Dağları, Ait Ben Haddou ve Quarzazate:
Turun ilk günü sabah erken saatlerde Marakeş’ten yola çıktık ve Atlas Dağları’nı aşmaya başladık. Virajlı dağ yollarından ilerlerken manzara sürekli değişiyor; Marakeş’in kızıl tonları yerini yüksek dağlara, küçük köylere ve daha kurak bir coğrafyaya bırakıyor. Biz kışın gittiğimiz için dağlar karlıydı bir anda kendimizi karlı bir manzarada bulduk.

Günün en önemli durağı Ait Ben Haddou’ydu. Kerpiç yapılardan oluşan bu tarihi yerleşim, Game of Thrones dahil birçok film ve dizinin çekimlerinde kullanılmış. Köyü gezmek için nehir yatağını geçip yukarı doğru yürüyorsunuz. En tepeye çıktığınızda çevredeki vadiyi ve toprak tonlarındaki yapıları bir arada görebiliyorsunuz.

Ardından Fas’ın sinema şehri olarak bilinen Ouarzazate’den geçtik. Bölgede çok sayıda film stüdyosu bulunuyor ve çöl manzarası gerektiren birçok yapım burada çekilmiş. Turun programına göre stüdyolardan birini gezebilir veya yalnızca kısa bir mola vererek yolunuza devam edebilirsiniz.
İlk gece çölde değil, yol üzerindeki bir otelde konakladık. Bu nedenle büyük valizinizi yanınıza alabiliyorsunuz; valizler minibüsün arkasında sizinle birlikte geliyor.
2.Gün: Merzouga ve Sahra Çölü:
İkinci gün Merzouga’ya doğru devam ettik. Yol yine uzun ancak Sahra’ya yaklaştıkça manzaranın değişmesini izlemek oldukça güzel. Çölün giriş noktasına ulaştığınızda büyük valizlerinizi araçta bırakıyorsunuz. Tur ekibi önceden yalnızca bir gece ihtiyaç duyacağınız eşyaları küçük bir çantaya hazırlamanızı istiyor.
Burada develerle kum tepelerinin arasından çöl kampına doğru ilerledik. Gün batımında kumların rengi sürekli değişiyor; Fas gezisi boyunca gördüğümüz en etkileyici manzaralardan biri kesinlikle burasıydı.

Akşam çöl kampında yemek yedikten sonra ateş etrafında geleneksel müzikler eşliğinde vakit geçirdik. Şehir ışıklarından uzak olduğunuz için hava açıksa gökyüzü de gerçekten çok güzel görünüyor.
Yalnız kış aylarında çölün geceleri ciddi şekilde soğuk. Gündüz güneşe bakıp ince kıyafetlerle gitmeyin deriz. Termal içlik, kalın çorap, bere ve mont burada hiç de fazla değil. Çadırlarda battaniye bulunsa bile gece sıcaklığı düşündüğünüzden çok daha düşük.
3. Gün: Merzouga’dan Fes’e:
Üçüncü gün güneş doğmadan uyanıp çölde gün doğumunu izledik. Kahvaltının ardından yeniden araçlara geçerek Fes’e doğru yola çıktık.
Bu gün turun en uzun yolculuğu yapılıyor. Merzouga ile Fes arasındaki mesafe oldukça fazla olduğu için günün büyük bölümü minibüste geçiyor. Fas’ın İsviçresi olarak adlandırılan İfran’da mola verdik ve kayak merkezi içinde maymunlar gördük, gerçekten çok ilginçti. Yol üzerinde kısa molalar veriliyor ve Fes’e akşam saat 8-9 gibi ulaşıyorsunuz.
Çöl turu araştırırken programın sonunda sizi nereye bıraktığını mutlaka kontrol edin. Bazı turlar tekrar Marakeş’e dönüyor, bazıları ise bizimki gibi Fes’te sona eriyor. Rotanızda Fes varsa, geri dönmek yerine Fes’te biten turu seçmek çok daha mantıklı. Eğer bu kadar vaktiniz yok ise Marakeş’ten günübirlik gidilebilen Agafay Desert’e bakabilirsiniz, ama Merzouga kadar etkileyici olmadığını kabul etmek lazım.
Fes Gezilecek Yerler
Çöl turunun sonunda Fes’e ulaştık ve konakladık ancak şehre ayırabileceğimiz zaman oldukça kısıtlıydı. Ertesi gün bizi Şafşavan’a götürecek şoförümüz sabah erkenden otelimizden aldı ve yola çıkmadan önce kısa bir Fes turu yaptırdı.
İlk olarak Fes Kraliyet Sarayı’na, ardından şehri yukarıdan görebileceğimiz Borj Nord’a ve son olarak Chouara Tabakhanesi’ne gittik. Böylece Fes’te yalnızca birkaç saatimiz olmasına rağmen şehrin en merak ettiğimiz noktalarını görebildik. Daha sonra aynı araçla Şafşavan’a doğru yola çıktık.
Şoförümüzden çok memnun kaldık. Fes–Şafşavan arasında özel transfer arıyorsanız Instagram’dan bize yazabilirsiniz, iletişim numarasını paylaşırız.
*Fes Kraliyet Sarayı:
İlk durağımız Fes Kraliyet Sarayı, yani Dar el-Makhzen oldu. Sarayın içi ziyarete açık değil; yalnızca gösterişli kapılarının bulunduğu dış bölümünü görebiliyorsunuz.
Altın rengi büyük kapıları, çinileri ve geometrik işlemeleriyle dışarıdan bile oldukça etkileyici. İçeri girilemediği için burada çok uzun zaman geçirilmiyor; kısa bir fotoğraf molası için rotaya ekleyebilirsiniz.
Borj Nord ve Fes Manzarası:
Daha sonra Fes’i tepeden görebileceğimiz Borj Nord’a çıktık. Burası geçmişte şehri savunmak amacıyla inşa edilmiş bir kale ve günümüzde silah müzesi olarak kullanılıyor. Biz müzeyi gezmedik, yalnızca dışarıdaki seyir noktasından manzarayı izledik.
Buradan Fes medinasının birbirine karışan toprak rengi yapılarını ve minarelerini yukarıdan görebiliyorsunuz. Medina sokaklarının içinde neden bu kadar kolay kaybolunduğunu şehre tepeden bakınca daha iyi anlıyorsunuz. 🙂

***Chouara Tabakhanesi:
Fes’teki son durağımız, derilerin geleneksel yöntemlerle işlendiği Chouara Tabakhanesi oldu. Rengarenk boya havuzlarını çevredeki deri dükkanlarının teraslarından yukarıdan izleyebiliyorsunuz.
Tabakhanenin kokusu oldukça yoğun. Terasa çıkarken elinize verilen nane dalının neden gerekli olduğunu birkaç saniye içinde anlıyorsunuz. 🙂 Çevrede sizi bir terasa götürmek isteyen kişiler sonrasında ücret isteyebilir veya alışveriş yapmanızı bekleyebilir. Biz şoförümüzle gittiğimiz için bu kısmı daha rahat hallettik, yine de dükkan sahibine bahşiş verdik.
Tabakhaneden çıktıktan sonra Şafşavan’a doğru yola koyulduk. Fes’ten Şafşavan’a özel araçla yolculuk yaklaşık 4 saat sürüyor. Bizim gibi Fes’e ayıracak çok zamanı olmayanlar, transferi kısa bir şehir turuyla birleştirerek günü daha verimli kullanabilir.

Şafşavan’da Gezilecek Yerler:
Fes’te yaptığımız kısa turun ardından özel araçla Şafşavan’a geçtik. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürdü. Rif Dağları’nın arasına kurulan Şafşavan, maviye boyanmış sokakları ve sakin havasıyla Fas’ın geri kalanından çook farklı.
Şafşavan’da yapılacak en güzel şey, mavi medinanın sokaklarında herhangi bir rota takip etmeden dolaşmak. Açık maviden laciverte uzanan kapılar, merdivenler ve duvarlar sayesinde neredeyse her köşe ayrı bir fotoğraf noktası gibi görünüyor.

Şafşavan’ın neden maviye boyandığıyla ilgili birkaç farklı hikaye bulunuyor. En yaygın anlatıya göre 1930’lu yıllarda şehre yerleşen Yahudiler, maviyi gökyüzünü ve Tanrı’yı hatırlatan kutsal bir renk olarak gördükleri için evleri bu renge boyamaya başlamış.
Başka bir görüşe göre ise mavi renk sivrisinekleri uzak tutmak ve sıcak havalarda sokakları daha serin göstermek amacıyla kullanılmış. Hangisinin tamamen doğru olduğu kesin değil ancak zamanla şehrin kimliğine dönüşmüş.

Fas belki kolay ve konforlu bir seyahat vadetmiyor; zaman zaman yoruyor, şaşırtıyor ve biraz da sabrınızı sınıyor. Ama renkleri, kaosu, mimarisi, okyanusu, dağları ve çölüyle şimdiye kadar gördüğümüz en farklı ülkelerden biri olduğu kesin. Gitmeden önce Instagram Fas öne çıkanlarımıza göz atabilir, merak ettiklerinizi Instagram’dan bize yazabilirsiniz. Şimdiden güzel bir Fas seyahati dileriz!

Sevgiler, TIME TO GO!
Bizi Instagram’da takip etmek isterseniz şöyle buyrun.
